Bir Top Dondurma

Bir Top Dondurma

Bir Top Dondurma

3 dk okuma
13 tepki

“Tamam, tamam, tamam!” dedi Ayşe. Kızının sesinin içeriden duyulmasından çekiniyordu ve artık onu ikna edecek gücü kalmamıştı.

“Lütfen Kübra, yeni aldığım elbiseyi giy ve içeri gel. Hatice teyzene ayıp oluyor. Kızını da almış gelmiş kadın. Bir de senin yaptığına bak. Odadan çıkmak istemiyorum, ne demek? Bak gerçekten çok bir şey istemiyorum. Sadece elini öp, hoş geldiniz de, biraz da kızıyla sohbet et, yeter.”

“Of yaaaa offf. Hatice teyzeyi de onun kızını da sevmiyorum. Niye gelip el öpmek zorundayım ki. Hem ne konuşacağım ben tanımadığım kızla.”

Ayağını sertçe yere vurdu. Bu artık alışkanlık haline gelmişti. Ne zaman istemediği bir şey olsa, topuğunu yere vuruyor, annesine gözdağı veriyordu. Gitti yatağının üzerine oturdu. “Çok sıkıcı muhabbetleri var. Ben Merve’lere gitmek istiyorum. Senin yüzünden tüm eğlenceyi kaçıracağım.”

“Hadi kızım lütfen, önce bi içeri gel. Sonra Merve’nin doğum gününe gitmene izin veririm. Üstelik ne istiyorsan onu giyebilirsin. Küçük değilsin artık on beş yaşına geldin. Evimize gelen misafir sadece beni görmeye gelmiyor ki. Zaten sabahtan beri hiçbir işin ucundan tutmadın. Bari gel bir güler yüz göster, beş dakika sohbet et.”

Pazarlık Kübra’nın gözlerini parlattı keskin bir ses tonuyla, “Kuruyorum alarmı, sadece beş dakika.” dedi. Kübra annesine karşı çok netti. Alelacele annesinin aldığı elbiseyi giydi, beş dakikalık geri sayım kurdu, odasından fırlayarak çıktı.

Kübra’nın arkasından bakakalan Ayşe’nin kafasında bin bir tane soru belirdi.

-            Kim anne?

-            Kim çocuk?

-            Nerede hata yaptım ben?

-            İpin ucu nerede kaçtı?

-            Tüm dizginler ne zaman Kübra’nın eline geçti?

Bir zaman makinesi olsa ve geçmişe dönebilse, görecekti aslında. Her şeyin başlangıcı bir top dondurmadan ibaretti. Yok, yanlış okumadınız; bir top dondurma…

“Tamam, sen benimle pazara gel. Dönüşte sana dondurma alacağım.”

“Ağlamazsan, bugün ekran süreni aştığını babana söylemeyeceğim.”

“Önce babaannene gidelim, dönüşte seni parka götürürüm.”

“Bulaşık makinesini boşaltırsan, o filmi izleyebilirsin.”

“Matematik ödevini yaparsan, sana resim projende yardım ederim.”

Kübra yaptığı her şeyi, karşılığında bir şey alabilmek için yapıyordu. Annesine yardımın lezzetini hiç bilmiyordu. Hangi yaşta olursa olsun sorumluluklarının olduğunu öğrenemedi. Tüm hayatın zevk için yaşanmayacağını fark edemedi. Sadece kendi istediği şeyler için harekete geçmeye alıştı. İstediği olsun diye yaptı ne yaptıysa.

Ayşe, önceleri Kübra için motivasyon sağladığını düşünüyordu. Kızını harekete geçirmeyi başarmıştı belki ama sonraları karşılıksız bir şey yaptıramaz olmuştu.

O an krizi çözmek istediği için dondurmayı doğru bir çözüm olarak gördü. Peki ya sonra?

Kübra’yla Ayşe’nin aralarındaki artık anne-kız ilişkisi değil, bir çıkar ilişkisiydi. Peki, bunun bir çözümü var mıydı? O dondurma hiç alınmasa mıydı? Anne kız ilişkisi nasıl kurulmalıydı?

İnsanoğlu problemleriyle yüzleşmek istemiyor ve bundan kaçıyor. Bu yüzden de anda rahatlatıcı, ondan kurtulmasını sağlayan çözümlere yöneliyor. Her anlık çözüm, aslında gerçek problemi halının altına süpürüyor. Ağrı kesici ile dişin ağrısı kısa süreliğine diniyor ama çürük tedavi olmuyor. Bir süre sonra ne ağrı kesici çözüm oluyor ne de diş çekilmekten kurtulabiliyor. Ağlayan çocuğa çikolata verip susturabiliyor. Bu çocuk her defasında daha fazla ağlayarak isteğine kavuşabileceğini de öğreniyor.

Mesele geçici ve sahte çözümlerle o anı geçiştirmek değil ki. Her geçiştirmede, her “Yeter ki sussun!” diye yapılan davranışta aslında problem daha da büyüyor. İnsan probleminin gerçeğinden biraz daha uzaklaşıyor. Problem büyüyor ve daha içinden çıkılması zor hale geliyor.

İnsanın ihtiyacı olan şey gerçek çözümler. Gerçek çözüme ulaşmanın yolu da problemin gerçeğine ulaşmaktan geçiyor.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

Toplam 13 tepki

Yorumlar (12)

  • Işık Kıraç dedi ki

    22 Ekim 2026

    Uyku ilacı almak gibi. İçip uyuyorsun ama kalktığında tüm problemler orada öylece duruyor. Kalıcı çözümlere odaklanmalı. Bunun için de en başta biraz zorlanmaya razı olmalı gönül. Şimdi o dondurma alınmayacak ama ileri de ilişki kurulmuş bir anne-kız olunacak. Değmez mi? Bence değer..

  • Eylem dedi ki

    22 Ekim 2026

    Anlık olarak içimize atıp zaman sonra patlıyoruz daha büyük tepkiler veriyoruz. Oysa anlık çözmek yerine gerçekten problemi çözebilsek öyle güzel olacak ki…

  • Dilek Ulutaş dedi ki

    22 Ekim 2026

    Çözüm istiyoruz,
    ne için?
    Kendi bozduklarımız için.

    Gücümüz yetiyorsa boşuyoruz, boşayanayacağımız biriyse uzaklaşıyoruz, uzaklasamayacağımız biriyse iletişimi azaltıyoruz. İşte bizim sahte çözümlerimiz.
    Problemin gerçeğini görmeyince, çözümde sahte oluyor.
    Aslında, o bir çözüm olmuyor.

  • MelekÇ dedi ki

    22 Ekim 2026

    Anlık yapılan çözümler hayat kalitemizi bozmakla beraber bir zaman sonra bizi çözümsüzde bırakabiliyor. Verilen her bir taviz başka bir tavize zemin hazırlıyor. Hayatın her noktasında ‘anda’ değil de toplamda faydayı ve çözümü düşünerek hareket etmemiz gerekiyor

  • Barış dedi ki

    22 Ekim 2026

    Verdiğimiz tavizler vazifemiz olurlar

  • Zeynep Ç dedi ki

    23 Ekim 2026

    İnsan gerçek olanı hayatına yerleştirdiğinde konfora ulaşıyor. Gerçek neydi? Tutarlı içerik demekti…
    Tutarlı ilişki, tutarlı davranış, tutarlı çözümler…
    Anlık çözümü olan sahte davranışlar, insanın hayatını uzun vadede zorlaştırdığını görüyoruz. Kaleminize sağlık🌸

  • TUĞÇE dedi ki

    24 Ekim 2026

    Çokça kendimden örnekler buldum biliyoruz ama malesef uygulayamıyoruz.İpin ucu kaçınca ahh vahh demeler başlıyor...

  • Nuran Öz dedi ki

    26 Ekim 2026

    Ne kadar da tanıdık tepkiler. Bırakın normal misafiri, akrabalarının yanına da çıkmak veya gitmek istemiyor çoğu ergenliğine yaklaşmış çocuklarımız. Yine küçükleri elinden tutup götürüyoruz. Peki nasıl olacak? Anne baba ancak rüşvetle mi bir şeylere evet dedirtecek çocuklarına. Daha iyi aile olmak mümkün mü acaba?

  • Elif dedi ki

    26 Ekim 2026

    Ahh o hayatımızda gözden kaçan yol ayrımları…
    Park, dondurma, hadi bu seferlikler… Bu minik kararlar nasıl da rotamızı şaşırtıyor, hem kendimizin hem çevremizin

  • Fatih B. dedi ki

    26 Ekim 2026

    Her kestirme çıkmaza götürür... çıkmaza giren geldiği yoldan geri çıkar....

  • leyla dedi ki

    26 Ekim 2026

    gerçek problemler gerçek çözümler istiyor
    biz göz çektikçe nasılda büyüyor hele birde işi tacize rüşvete döktüysek

  • SEDA ÖZBAŞ dedi ki

    27 Ekim 2026

    O kadar doğru noktalara değinilmiş ki… Anlık bir keyif, birkaç saatlik mutluluk uğruna başvurduğumuz yolların sonrasında ne kadar ağır bedelleri olabiliyor. Üstelik ipin ucunu kaçırdığımızı çoğu zaman fark bile etmiyoruz. Belki de bahsedilen davranışlardan birini, hatta birkaçını çoğumuz yapıyoruz. Hiç durup kendimize “Biz nerede ipin ucunu kaçırdık, ne zaman bu kadar normalleştirdik?” diye soruyor muyuz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.