Bir Top Dondurma
“Tamam, tamam, tamam!” dedi Ayşe. Kızının sesinin içeriden duyulmasından çekiniyordu ve artık onu ikna edecek gücü kalmamıştı. “Lütfen Kübra, yeni aldığım…
“Tamam, tamam, tamam!” dedi Ayşe. Kızının sesinin içeriden duyulmasından çekiniyordu ve artık onu ikna edecek gücü kalmamıştı. “Lütfen Kübra, yeni aldığım…
Zehra gözünü açtığında her yer zifiri karanlıktı. Babaannesi sobayı yakmıştı. Odunların çıkardığı çıtırdama sesleri adeta ninni gibiydi. Burnuna uzun zamandır…
Sabahın ilk ışıklarıyla ufuk, turuncu ve altın renklerine bürünmüştü. Uzun bir gecenin ardından güneş doğmuş ve ilk parlaklığı ile kasabaya umut getirmişti…
Başını telefonundan kaldırdığında durakta bekleyen insanları gördü. Kapılar açıldığında insanlar birbirini ite kaka doluştular metroya. “İlerleyin ilerleyin!”…
Yol boyunca hızlı hızlı yürüyordu. Hangi sokaktan çıktığının, nereye gittiğinin önemi olmadan sadece ilerliyordu. Rüzgâr yüzüne çarpınca, biraz kendine gelir…
Güneş, stor perdenin arasından süzülerek küçük mutfağı sıcacık etmişti. Mutfakta hafif bir cızırtı vardı; tavaya düşen ilk köftenin sesi… Kızgın yağ, köftenin…
Cama hafifçe vuran "tık tık" sesiyle uyanmıştı. Göz kapaklarında uykunun ağırlığını hala taşıyordu. O ince, ritmik ses merakını uyandırmıştı. Yatağından kalkıp…
Ilık, rüzgârlı bir yaz günüydü. Yaz demek, Serap için tatil demekti. Ama bu yaz farklıydı, artık öğrenci değildi. Artık tam tamına yirmi iki yaşındaydı. On altı…
Melike, her sabah olduğu gibi yataktan zorla kalktı. Eşine kahvaltısını hazırlamış ve işe uğurlamıştı. Bu sabah da diğer sabahlar gibi "tekrar uyumayacağım"…
Gece, şehrin üzerine ağır bir örtü gibi serilmişti. Sokak lambalarının solgun ışıkları boş caddelere düşüyordu. Günün telaşından geriye yalnızca derin bir…
Gözetmen "Sınav süresi doldu." dediğinde Buket kalakaldı. Sınav kâğıdı önünden alındığında ise ağlamaya başladı. Hem ağlıyor hem de bu haline şaşırıyordu. Nasıl…
Günlük hayatın koşuşturması içerisinde doğayı yalnızca manzara olarak görüyoruz. Toprağın altına, denizin derinliklerine, gökyüzüne biraz daha dikkatli bakmak…
Sessizce attı çığlıklarını, Yorgundu hatta çok yorgun, Ama demedi kimseye yorgunluğunu. Çünkü her işin başında yorgunluk olacağını biliyordu. Bekledi…
Gökyüzü gecenin koyu tonlarından sabahın açık renklerine dönüyordu. Pencerenin aralığından içeri ilk ışıklar süzülüyor ve mutfağın soğuk fayanslarına vuruyordu…
İnsanlık tarihinde yürümek, bir yerden bir yere gitmek değildi. Arkasında izlenecek bir yol bırakmak demekti. Toprak yollarda yürüyen insanların adımları…
Neşe Öğretmenin sınıfına o yıl gelmişti Alper. Neşe Öğretmen ikinci sınıfları okutuyordu. Alper sınıfa ilk geldiğinde çekingen tavırları vardı. Neşe Öğretmen bu…
Trenden inip son dakikada köy dolmuşuna yetişti Selma. Köye doğru ilerlerken, arabanın camından manzarayla birlikte çocukluğu da akıyordu. Önce göletin yanından…
Hangisi daha cazip gelir insana? Yetkili olmak mı yoksa sorumluluk almak mı? Hangisi? Hangisi insana tek başına bir değer katar? Yetki almak mı yoksa…
Oda günün son ışığını içine ağır ağır çekiyordu. Her şey sanki biraz yavaşlamıştı. Perdenin arasından süzülen solgun ışık, havadaki tozları görünür kılıyordu…
Ali her zamanki gibi pencerenin önünde duruyor, dışarıyı izliyordu. Havalar soğuyunca dışarı çıkamaz olmuştu. Canı sıkıldığında pencere kenarına koşar, caddeden…
Köye bahar gelmiş, her yer yemyeşil olmuştu. Kuşlar cıvıl cıvıl, çiçekler rengarenkti. Adeta görsel bir şölen vardı. Emine Hanım'ın ise heyecanına endişe eşlik…
Selim'in evden hiç çıkmadığı üçüncü günüydü. Kafası çok karışık ve ne yapacağını bilemez haldeydi. "Neden hep benim başıma geliyor bunlar?" diye soruyordu…
Gözleri kıpırdamadan camın önündeki ağaca bakıyordu. Yine dalmış gitmişti Barış, son zamanlarda sıklıkla yaptığı gibi. Kafası karmakarışık, canı sıkkın ve…
Nesrin Hanım mutfakta öğlen için yemek hazırlığına başlamıştı. Her zamanki gibi radyoda sevdiği şarkılar ona eşlik ediyordu. Mutfakta zaman geçirmeyi, eşine…
Her şey ne güzel başlamıştı. Son sınıfta Ahmet, Aysun'un sınıfına nakil öğrenci olarak gelmişti. İkisinin de birbirlerine karşı hisleri oluşmuştu. Sınav…
Bilgisayarının kapağını gururla kapattı. Ne zamandır üzerinde çalıştığı projeyi nihayet tamamlamıştı. "Bu duyguyu çok seviyorum." diye geçirdi içinden. Derin…
Perdenin arasından belli belirsiz sızan ışığa takılmıştı gözleri. Yavaşça kalkıp perdeyi hafifçe araladı. Sabah güneşi bütün enerjisiyle selamlıyordu onu. Gece…
Kırlaşmış saçları, yüzündeki mimikleri ile uyumlu görünüyordu. Masanın kenarına dirseklerini dayamış, gözlüğünü burnunun ucuna yerleştirmişti. Gazeteyi eline…
Gece, gökyüzünü simsiyah karanlığıyla örtmüştü. Ay bir yandan parıldarken, yıldızlar da ışıl ışıl göğü süslüyordu. Hemen hemen çoğu evin ışıkları sönmüştü…
Hakan dalgın dalgın yolda yürüyordu. Yanından geçen arabaların sesleri, düşünceli zihninde yalnızca vızıltıdan ibaretti. Hava oldukça kapalı ve soğuk, kar yere…
Sabahın ilk ışıklarıyla güne başlamıştı. Evin tüm camlarını açmış, temiz havayı bütün eve doldurmuştu. Bu saatlerde yaptığı işler sanki daha hızlı bitiyormuş…