Hayatın Dengesi

Hayatın Dengesi

Hayatın Dengesi

3 dk okuma

Köye bahar gelmiş, her yer yemyeşil olmuştu. Kuşlar cıvıl cıvıl, çiçekler rengarenkti. Adeta görsel bir şölen vardı. Emine Hanım'ın ise heyecanına endişe eşlik ediyordu. İki bebeğini dünyaya getiremeden kaybetmişti. Üçüncü evladının sağlıkla dünyaya gelmesini umut ediyordu.

Bir kız evladı olmuş, adına Gül demişlerdi. Cana yakın, sevecen ve uyumlu bir çocuktu. Annesi Emine Hanım ise, insanların ne hissettiğini pek düşünmezdi. Etrafına karşı sürekli eleştirel bir dil kullanırdı. Gül bu durumun farkındaydı ve çok rahatsızdı. Küçük yaşta annesinin kırıp döktüğü her şeyi toparlamaya çalışırdı. Annesinin insanlara takındığı olumsuz tavırları anlamaz, tam zıttında davranırdı. Ev işlerinde de roller değişmişti; sanırsınız evin hanımı Gül olmuştu. Çünkü Emine Hanım ev işlerini çok önemsemiyordu.

Alırken de verirken de dengeyi yakalamalıyız...

Annesi tekrar hamile kaldığında Gül sekiz yaşındaydı. Kardeşinin doğumuyla beraber yeni görevi de annelik olmuştu. Hem evi çekip çeviriyor hem de kız kardeşini büyütüyordu. Onun bu azmi ve çalışkanlığı Emine Hanım'ın işine geliyordu. Gül on iki yaşına gelmişti ve neredeyse bütün evin sorumluluğu ona kalmıştı. Emine Hanım da canı sıkıldıkça konu komşuya oturmaya gidiyordu. Oralarda da rahat durmaz sonra da arkasını Gül toparlardı.

Gül kendi yapmasa bile insanların kırılmasına üzülürdü. Hemen kırılan komşuların da gönüllerini yapardı. Herkes Gül'ün bu yumuşak huyunun ve nezaketinin farkındaydı. Bu sebeple de Emine Hanım'ı hoş görmeye çalışıyorlardı. Çünkü Gül'ün bu yaşında bu kadar kendinden vermesine üzülüyorlardı. Gül'ü yalnız yakaladıklarında; "Yavrum bırak annen senin arkanı toparlasın. Sen de çocuksun, yaşıtların gibi oyununu oyna. Ev işleri de kardeşinin ve senin bakımın da annenin görevi." derlerdi.

Gül büyümüş ve yetişkin bir genç kız olmuştu. Neşeli, uyumlu ve marifetli olduğu bilindiği için talibi çoktu. Bu nedenle de kısa sürede gelin olup evden gitmişti. Emine hanıma kalsa evlendirmek istemezdi. "O benim elim kolum, her işimi yapıyor." diye anlatırdı.

Gül, evlendiği kişiye çabuk uyum sağlamıştı. Gül canlı ve hareketli bir kişiliğe sahipti. Eşi ise tam zıttında sakin ve yavaştı. Gül problem çözmeye daha odaklıydı. Eşi ise her olaya tepkisiz kalabiliyordu. Hal böyle olunca da evliliğin tüm sorumluluklarını Gül üstleniyordu. Tüm işleri de seve seve yapıyordu üstelik. Bir süre sonra bir erkeğin yapacağı işleri de üstlenmişti. Güç gerektiren işler bile Gül'ün üzerine kalmıştı. O hayata karşı çok fedakardı ve bunların hiçbirinden şikâyet etmiyordu. Onun için herkes mutlu olsun, kalpler incinmesin yeterdi.

Hayat problemsiz olur mu?

Gül'ün ziyaretine gelen yengesi, yaşantısına çocukluğundan beri tanıktı. Bu yüzden ona tavsiyeler verme zamanı geldiğini düşündü. "Gül sen hayatındaki herkese karşı çok fedakarsın. Maşallah severek de yapıyorsun ama bu böyle gitmez. Çevrendeki insanların sorumluluklarını sen üstlenmemelisin. Zamanında annenin her işini sen gördün. Komşuları ile arası iyi olsun diye çok çabaladın. Peki, şimdi ne oldu? Aynı tas aynı hamam."

Gül, düşününce yengesine hak vermişti. Evlendikten sonra annesi daha da geçimsiz olmuştu. Annesiyle her görüştüklerinde, "Bıraktın gittin beni." diye sitem eder olmuştu. Mutsuzluğunun faturasını Gül'e keser hale gelmişti. Annelik yaptığı kız kardeşi bile onun fedakarlıklarının farkında değillerdi.

Anlaşılan tüm sorumluluğu üstlenmek kimseyi mutlu etmiyordu. Hayatın bir dengesi vardı. Tek taraflı vermek tüm dengeyi bozuyordu. Çocuklarına da aynı hatayı yapmaktan çok korkuyordu. Çünkü onların marifetlenmelerini ve insan ilişkilerinde iyi olmalarını istiyordu. Her şeyden öte mutlu olmalarını çok önemsiyordu.

O zaman Gül artık sadece hayatın dengesine uyumlanacaktı...

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (37)

  • Eylem dedi ki

    1 Mayıs 2026

    İnsan dengeden şaştığında problemler de çorap söküğü gibi peşinden geliyor gerçekten de🥲

  • Gülcan K dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Gülcan gibi olan ne kadar çok insan var...Yaptıklarını iyi niyetle yapıp karşısındaki insanın bozulmasına neden olan...
    Sonunda "ben bunu haketmemiştim" diyen...
    Herkesin kendi rolünde, o rolde ki sorumluluğu ne ise onu yapmalıydı oysa...

  • Nuran Öz dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Rolün kime verildiği ne kadar önemli. Yani soru sorulan kişi ile, soruya cevap veren kişi aynı olmadığında sıkıntı başlıyor. Dengeler bozuluyor. Soru kendi muhatapını istiyor aslında....

  • Aslı S. dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Mesele tüm sorumluluğu üzerimize almakta değil, yerli yerince sorumluluk almayı seven bireyler haline gelmekti.
    Hem kendimizin hem çevremizde ki insanların dengeli bir yaşam sürebilmesi için...
    Emeğinize sağlık⚘️

  • Işık dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Taviz ve fedakarlık geldi aklıma…
    Yardım gibi başlayıp görev edinilen sorumluluklar… Dengesi kaçan ilişkiller…
    Alma ve verme dengesi… Ne güzel anlatılmış…

  • Cansu P. dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Hayatta dengenin önemini anlamak bir ömür sürebiliyor... Problemi, problem olarak kabul edip çözümünü merak edince etrafındaki uyarıları duymaya başlıyor insan... Gül'e de hep uyarılar gelmiş ama o yengesini duyabildi. Hiç duyamadan bir ömür de gecirebilirdi...

  • Fatma D. dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Ne kadar güzel bir yazı olmuş 👏🏻
    Başlarken niyet hep iyi kimse kırılmasın üzülmesin
    iyi niyetle çıktığımız yolda farkında olmadan nasıl da dengeleri bozuyoruz
    Bir insana yapılabilecek en büyük kötülük belki de sorumluluklarını elinden almak
    Dengeye gelmek ümidiyle…

  • Gülşen dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Bu hikayenin sonunu da biliyorum.. sonrası çok daha zor ve hüzün kaplı...
    İnsanoğlu aynı sebepleri oluşturunca aynı sonuçları yaşıyormuş meğer...
    Ellerinize yüreğinize sağlık...

  • Meryem dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Bir kişinin görevini yerine getirmesine engel olan şey daha çok etrafındakiler sanki
    Onu yokluğa bırakmak gerekiyor
    Öyküsüne müdahale etmemek
    Arkasını toplamamak
    Bunlar içinde ilim ve sabır gerekiyor
    Yoksa her gittiğin yerde denge bozuluyor

  • Leyla dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Herşeyi düzeltebileceğimize inanmak tüm hatalarımın başlama noktasının...

  • Sena dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Hayatta çıkmaza girdiğimiz yerlerin. neredeyse tamamında öykü böyle başlıyor gibi...
    Yardım etme, yük alma niyeti...
    Yükü kendi yükün yapma...
    Geri veremediğin ve ortada kalmaması için kendi görevin sayma..
    Dengelerin alt üst oluşu.

  • Fatma dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Kaleminize, emeğinize sağlık 🌸

    Dengenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatan bir öykü olmuş.

  • NB dedi ki

    1 Mayıs 2026

    İnsanların yapması gerekenleri biz yaptığımızda bir süre sonra bizim sorumluluğumuz gibi oluyor. Ve yapamadığımız da insanlarla ilişkilerimiz bozuluyor. Halbuki sadece insanların zor durumda olduklarında bir miktar destek verebilseydik ilişkilerimiz dengede olacaktı. Emeğinize sağlık 🍁

  • Dilek ULUTAŞ dedi ki

    1 Mayıs 2026

    Kendi hayatımda tıpkı Gül gibi bir bakış açısı ve yaklaşımıyla, ilişkilerimin dengesini bozduğumu farkettikten sonra toparlanmaya başladım.
    İnsanın kendine ettiği zulm ve diğerlerini nankörleştirmesiymiş.

  • Ayşe M dedi ki

    2 Mayıs 2026

    Severek, iyi niyetle yapılan fedakarlıklar sonrasında karşılaşılan sonucu insan anlamakta zorlanıyor.
    Ne güzel ifade etmişsiniz. Aslında yük alayım derken, o yük seninmiş gibi algılanıyormuş meğer.
    Her yerde dengeyi bulabilmek çok kıymetli.
    Elinize sağlık🌺

  • Barış dedi ki

    2 Mayıs 2026

    Alma verme dengesi bozulan hiçbir ilişkiden lezzet alamıyor insan

  • Handan K. dedi ki

    4 Mayıs 2026

    Dengeyi bozduğumuzu başlangıçta anlamamakta sonuçları bize gelmeye başladıkça görüyoruz ne yaptığımızı. Dengeyi unutmamak gerekiyor nerede dengeyi kaçırdıysak hep oradan gol yiyoruz hayatta. Kalemize sağlık .

  • Melike Y. dedi ki

    4 Mayıs 2026

    İyilik yapmanın da destek vermenin yardımın da sınırları ölçüsü var. Dengesi şaşmış iyiliklere ne kadar iyilik diyebiliriz

  • MelekÇ dedi ki

    4 Mayıs 2026

    Hayatın her noktasında dengenin ne kadar önemli olduğunı vurgulayan bir yazı.
    Kadın-erkek, anne-çocuk, komşu-akraba ilişkileri…
    Herkesin yaşamda bir rolü var ve o rolün getirdiği sorumluluları var onlar dışında başka insanlarında sorumluluklarını almaya başladığında ne kadar destek olursan ol günün sonunda yine sana sitem ediliyor. O yüzden kıvam da dengede çok önemli.

  • Şafak b. dedi ki

    4 Mayıs 2026

    Ne acı ki insan tüm dengeyi sevdiği, kıyamadığı, problem çıkmasın diye yapıyor ... Bilseydi ki bu bir hata yine de yapar mıydı?
    Teşekkürler hatırlatma için...

  • Selda Ö. dedi ki

    4 Mayıs 2026

    Gül karakteri aslında birçok insanın hayatını yansıtıyor. Çocuklukta alınan roller, büyüdükçe değişmeden devam edebiliyor. Bu yazı bana şunu hatırlattı: başkalarını mutlu etmeye çalışırken kendimizi unutmamak gerekiyor. Hayatta denge kurmak, en az iyi kalpli olmak kadar önemli.

  • Mehmet dedi ki

    4 Mayıs 2026

    Gül, küçük yaşta “iyi olmak” ile “her şeyi üstlenmek” arasındaki farkı öğrenemeden büyümüş. Kalp kırılmasın diye kendi sınırlarını silmiş. Oysa sınırlar, insanın duvarı değil; bahçesinin çitidir 🌿 Kim girer, kim ne kadar kalır, bunu belirler.
    Onun fedakârlığı aslında bir erdem, ama ölçüsüz olduğunda başkalarının sorumluluklarını görünmez hale getiriyor. Emine Hanım’ın sorumsuzluğu, Gül’ün aşırı sorumluluğuyla beslenmiş gibi… Birinin bıraktığını diğeri topladıkça, denge hiç kurulmamış.
    Yengenin söylediği şey bu yüzden önemli:
    İyilik, kendini yok ederek yapılırsa iyilik olmaktan çıkar.
    Gül’ün dönüşüm noktası da burada başlıyor. Artık şunu fark ediyor:
    Herkesi mutlu etmeye çalışmak, çoğu zaman kimseyi gerçekten mutlu etmez. Çünkü gerçek denge, herkesin kendi yükünü taşıdığı yerde kurulur ⚖️
    Sonuç olarak bu hikâye şunu fısıldıyor:
    Sevgi vermek güzeldir, ama kendine de yer bırakmak şart.
    Yoksa insan başkalarının hayatını düzenlerken, kendi hayatını askıya alır.
    Gül’ün yeni yolculuğu ise daha sessiz ama daha sağlam:
    Ne eksik ne fazla… Tam kararında bir hayat.

  • Tuğba dedi ki

    4 Mayıs 2026

    Gerçekten çok anlamlı bir tespit; hayat tek taraflı fedakârlıkla değil, dengeli paylaşımla güzelleşiyor. İnsan hem kendini hem karşısındakini gözettiğinde ilişkiler daha sağlıklı oluyor. Çocuklara da bu dengeyi ögretmek ancak yaşayarak göstermek sanırım.
    Emeğinize sağlık....

  • Tuğba Ö. dedi ki

    4 Mayıs 2026

    Hayatımdan bir kısmı okuyormuş gibi hissettim. İyi niyetlerle çıkılan ama sonu iyi bitmeyen bir öykü. Dengeleri bozan her adım hüsran ile sonlanıyormuş maalesef ki. Denge hayatın altın kuralıymış.

  • Zeynep dedi ki

    6 Mayıs 2026

    Verdikçe veresi geliyor insanın herhalde:) kimsenin kıymetini bilmeyeceği bir hale kendimiz geliyoruz aslında.. İnsanlara fedakarlık olarak yaptıklarının karşılığında bir şey yapmıyorlarsa o işi senin görevin saymaya başlıyorlar..

  • Zeynep A. dedi ki

    7 Mayıs 2026

    Dengeyi bozduğumuzda, yaptığımız şey ne kadar iyi olursa olsun sıkıntı yaşıyoruz

  • Merve dedi ki

    10 Mayıs 2026

    İnsan sevilmek beğenilmek ister. Bunlar için de çok fazla kendinden verebilir. Başkalarının yapması gereken sorumluluklarıda üstlendiğinde problemler yaşayabilir.

  • Ece u. dedi ki

    10 Mayıs 2026

    Denge ne kadar güzel bir şey, insan kendi sorumluluklarını yerine getirse hayatında mutlu olacak. Ama başkasının yapması gereken şeyi yapınca karşısındaki nankörleşiyor Buda mutsuz olmasına sebep oluyor. Dengenin kıymetini hatırlatan bir yazı olmuş, elinize sağlık..

  • Uğur K. dedi ki

    12 Mayıs 2026

    İnsan dengeye gelemediği sürece hikayesi, karşılaştığı kişilerin özelliği hiç değişmiyor. Döngü hep aynı ilerliyor.

  • Rümeysa dedi ki

    19 Mayıs 2026

    Gül hep kendinden veren tarafta olduğu için insanlar onu yaptıkları ekstra olarak değil de zaten yapması lazım diye düşünmüş ve minnet duymak yerine hep sitemkar olmuşlar.Aslında hep böyle değil midir işte bile aslında görev tanımında olmayan bir şeyi yaparken kimse takdir etmez ama yapmayı kesince neden yapmadın derler? Ama yaparken niye yapıyorsun demiyor da kimse.

  • Gülay dedi ki

    22 Mayıs 2026

    Sorun çıkmasın diye yapılan fedakarlıklar, başkalarının sorumluluklarını almak ilişkilerdeki dengeyi bozuyor.

  • Görkem dedi ki

    10 Haziran 2026

    Gül'ün hikayesi bir yerlerden tanıdık geliyor. "Ne emekler verdim ben." cümlesini küçüklüğümden beri duyuyorum. İçindeyken çok anlamıyor, yengesi gibi duruma dışarıdan bakanlar görebiliyor durumu. Denge kaybolunca toparlamak zor oluyor bir de. O sebeple dengeleri bozmamak gerekiyor.

  • Büşra D. dedi ki

    10 Haziran 2026

    Hayatımızda iyi niyetle başlayıp sonrasında üzerimize yük olan benzer durumlar yaşıyoruz sahiden
    Dengeyi korumak hem bize hem karşımızdaki insana iyi geliyor
    Kaleminize sağlık

  • Atilla G. dedi ki

    10 Haziran 2026

    İnsan mutlu olduğu ilişkilerde daha fazla mutlu olmak için dengeyi bozabiliyor. Aslında ilişkilerde mutluluk dengeyi koruyunca sürekli oluyor.

  • Meltem UZUN dedi ki

    10 Haziran 2026

    İnsan ne kadar da başkasının yapması gerekenleri yapmaya meyilli.. Mekan değişse de başka kişilerde hemen görev edinebiliyor kendisine. Bir kez verdiklerini çekip sorumluluğu sahibine devredince de hemen nankörlük görebiliyoruz. Dengeye gelecek isek o nankörlük de görülmeye değer :)

  • Emine A dedi ki

    11 Haziran 2026

    Herşeyde dengeli olmak..İnsanoğlu bunu bozduğunda mutsuzluk başlıyor. Faydalı bir yazı, teşekkür ederim.

  • Selmin hamidioğlu dedi ki

    27 Haziran 2026

    Aman iyi olalım, aman düzenimiz bozulmasın, kavga çıkmasın diye diye farkında olmadan ipin ucunu kaçırabiliyoruz 🥺
    Farkındalık ne güzel şey ☺️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.