Patron Bebekler

Patron Bebekler

Patron Bebekler

3 dk okuma

Kırlaşmış saçları, yüzündeki mimikleri ile uyumlu görünüyordu. Masanın kenarına dirseklerini dayamış, gözlüğünü burnunun ucuna yerleştirmişti. Gazeteyi eline ilk aldığında manşetlere göz gezdirmeyi severdi. Ocaktaki çaydanlıktan çıkan sesler sabahın dinlendiren sessizliğini şenlendirmişti. Ayhan bey, bir yandan gazetesini okurken, bir yandan da çayın diğer yandan kahvaltılıkların kokusunu içine çekti. “80’lerin ve 90'ların çocukları olmak.” Ayhan bey bu tarz başlıkları sosyal medyada gördüğünde durup düşünürdü. Yorumlarda kendi kuşağını “ezik” ilan eden başlıkta takılı kalırdı. Bunları okudukça suratı asılır, içi burkulurdu. Asıl canını sıkan, evinin içindeki manzaraydı. Eşi Sultan Hanım canla başla çalışır ve evin diğer işlerinin yükünü de omuzlardı. Fedakarlıklarına rağmen oğullarından işitmediği laf da kalmazdı. Yine bir sabah çocukların annelerine bağırışlarıyla uyanmıştı Ayhan Bey.

- Off anne yaaa yine lacivert formamı yıkamamışsın!

- Yavrum kırmızı olan temiz, ütülü, askıda duruyor.

- Kör değilim herhalde görüyorum, ben laciverti seviyorum. Kör olan sensin, kirlileri görmüyorsun!

Ayhan bey, “Annenle doğru konuş oğlum!” diye sesini yükseltmese kavga uzar giderdi. “Ben yokken kim bilir neler söylüyorlar annelerine?” Nerede hata yaptıklarını düşünüp, üzülüyordu. Kendi çocukluğunu ve büyüklerine olan davranışlarını düşündükçe daha da mahcup oluyordu. Sadece annelerine değil, kendisine de aynı sertlikle çıkışıyorlardı. Geçen gün büyük oğlu ağız dolusu bağırmıştı. “Bana ne sen kardeşlerin ile tek göz odada büyüdüysen! Ben senin bu gıcık çocuğunla aynı odada kalmam!" 

Söylenilenlerden anlamıyorlar, aksine hiç geri adımda atmıyorlardı. Küçük oğlu ise sürekli tablet, akıllı telefon istiyordu. “Yaşın küçük oğlum bak biz sizin yaşlarınızda...” derdi ve sözünü daha bitirmeden lafı kesilirdi. “Senin çocukluğunda bilgisayarın olmamasının sorumlusu ben değilim! O sizin zamanınızda kaldı baba!”

Bu rahatlık nereden geliyordu, nerede hata yapmışlardı? Çevresindekilerden de buna benzer öyküler duyuyorlardı. Nasıl bu kadar da saygısız olabiliyorlardı büyüklerine? Şu anda olmayan ama bizim zamanımızda olan ne vardı?

Şöyle bir soluklandı ve çocukluğunu düşündü. Evin en büyüğüydü, bütün sorumluluk onun üzerindeydi. Bir yandan kardeşlerine bakmak, bir yandan derslerini çalışmak zorundaydı. Dershaneye gitmek istemişti, babası izin vermemişti. Ders çalışma sorumluluğu ona verilmişti. Dersi nasıl, nerede çalışacağı konusunda söz hakkı yoktu.

Ailesi ve evle ilgili birçok sorumluluğunun olduğu aklına geldi. Evde önce babası sonra da annesi söz sahibiydi. Çocuklara bir şey sorulmaz, sadece ne yapmaları gerektiği söylenirdi. Sorumlulukları vardı fakat herhangi bir yetkiye sahip değillerdi.

Şimdi fark ediyordu; yetki, karar hakkı demekti. Sorumluluk verilip yetki verilmediğinde bu bir yük oluyordu. Hatta büyük bir zulüm oluyordu. Bütün koşullarına rağmen Ayhan bey, öğretmen olmuştu. Şimdiki çocukların bu zorba hallerini görmek kalbine dokunuyordu. Hüzünle birkaç cümle söylemek geldi içinden “Bizim anamız babamız, size yaptığımız fedakarlığın çeyreğini yapmazlardı. Biz çok azına karşılık sevinçten ellerini öperdik.” dedi ve tabi her zamanki gibi çocuklar dinlememek için çoktan gitmişlerdi.

Bugün Ayhan bey’in yaşadıklarının tersine bir tablo vardı. Çocuklar en iyi okullara, dershanelere, kurslara gönderiliyorlardı. Aynı odada kalmak istemedikleri için ayrı odalar kuruluyordu. Çocukların her konuda söz söyleme, karar verme hakkı vardı. Bu kararların sorumluluğunu almaya geldiklerinde ses seda olmuyordu. Sofrayı toplamak, emeğe saygı duymak, sözün sınırını bilmek yoktu. Gerçekten de kendileri için patron yetiştiriyorlardı. Ayhan Bey içinden sessizce geçirdi.

Belki de mesele, hangi nesilden olduğumuz değildi.

Mesele çocuklarımıza imkanlar vermek de değildi.

Mesele kendi imkanlarını kazanabilecek güçte insan olmalarıydı.

Mesele çocuklarımızı yetiştirmekti. Aile bilincini kazandırmak, sevgiyi, saygıyı ve merhameti öğretmek…

Peki ama nasıl?

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (80)

  • Hatice dedi ki

    20 Şubat 2026

    Çocuklarımıza sorumluluk vermeyip bizler rahatlık tuzağına sokuyoruz. Büyütmekle yetiştirmek aynı şey değildir. Birey yetiştirmek istiyorsak sorumluluk verip rahatlık tuzağına sokmamak. Onlar verilen her görevi yapabilecek güçteler. Bizler sadede bunu göremiyoruz yada işimize gelmiyo. Aslında onlara böylelikle ne kadar kötülük yaptığımızıda bilmiyoruz.

  • Şafak byrktgl dedi ki

    20 Şubat 2026

    Mesele bir yaş grubunun meselesi oluverdi fark etmeden... Üzücü...
    Nerde hata yaptık? İmkanlar ile sorunun çözüleceğini düşünmek ile ...
    Güzel ve düşündürücü bir yazı teşekkürler

  • Duygu Demir dedi ki

    21 Şubat 2026

    Çoook doğru bir nokta... Çocuklarımızı imkanla donatop sonra da beceri kazanmalarını bekliyoruz. Aslında hayal kurma ve o hayali hedefe dönüştürme haklarını ellerinden almış oluyoruz, farkında değiliz. :(((

  • Fatma D dedi ki

    21 Şubat 2026

    Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık
    Okurken aynı Ayhan bey gibi içime birşeyler oturdu ne düşüneyim bilemedim derin bir hüzün çöktü o kadar tanıdık bir sahne ki şimdiki zamanda ne yazıkki çoğu evde aynı durum
    Çocuk büyütmek mi yetiştirmek mi her ikisi çok farklı alanlar

  • Naz A. dedi ki

    21 Şubat 2026

    Belki de mesele, hangi nesilden olduğumuz değildi, mesele sorumluluk ve yetki vermeden imkan vermekti :))

  • Melike dedi ki

    21 Şubat 2026

    Sorumluluk almak insanı güçlendirir.

  • Neslihan dedi ki

    21 Şubat 2026

    Şimdiki zamanın çocuklarını anlatan çok güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık

  • Nuran dedi ki

    21 Şubat 2026

    Günümüzde düşünen anne babaların en büyük problemine değinmişsiniz. Çocuklarımız özünde kötü değil. Peki özellikle ailesine neden böyle davranıyor? Nerelerde hata yapmış olabilir günümüz ebeveyni? Bunlardan birisi çocuklarımıza sorumluluk vermiyor olmamız. Çocuk yetiştirmek hatta insan yetiştirmenin en önemli kuralı...

  • Işık dedi ki

    21 Şubat 2026

    Yetki verildiyse bir insana ona o konuda mutlaka sorumluluk da verilmeli. Sadece yetki olup sorumluluk olmadığında, insan fıtratı gereği, yetkisi olan yerde zalimleşiyor. Nankörleşiyor. Bu ailelerimizde de böyle, iş yaşamımızda da, arkadaşlıklarımızda da...
    Personel karar verme hakkına sahip ama o konuda sorumluluk vermiyorsa kişi zalimleşir. Ekibine verilen seyahat bütçesini istediği gibi harcıyor ama kimseye hesap vermiyorsa, kendi ya da sevdiği kişilerin seyahatlerinde çok daha uygun bir uçuş ve otel planlaması yaparken, ilişkisi iyi olmayan ekibi gece yarısı uçurup, 2 yıldızlı otelde konaklatabilir... Ama hesabı aylık olarak sorulsa bu böyle olmayacaktır. Yılın ilk 3 ayında seyahat bütçesini bitirip, yılın kalanında ihtiyaç olduğunda seyahat edilmeyebilir. Hedefe gidilmemiş olabilir.

  • BetüL dedi ki

    21 Şubat 2026

    FaZla imkan imkansız iletişimi doğurdu..

  • Aslı S. dedi ki

    21 Şubat 2026

    İnsanın kendi imkanlarını kazanabilecek güce sahip olması ne kadar değerli ne kadar kıymetli...
    Emeğinize sağlık⚘️

  • Fatma B. dedi ki

    21 Şubat 2026

    Çocuklarımızı büyütmek ve yetiştirmek arasında fark var. biz yetiştirmeliyiz. Üreten, insanlara saygılı, devamlı tüketimi düşünmeyen çocuklar yetiştirebilmek önemli.

  • Eylem dedi ki

    21 Şubat 2026

    Ötekileştirmeden, hangi yaştan, ırktan, cinsiyetten farklılıklara göre çözüm üretebilmek, şikayet etmek yerine problemlerimizi çözebilsek ihtiyaçlarımızı görebilsek aslında nasıl çocuk yetiştiririz, yeni nesille ortak ne yapabiliriz dediğimizde çözümleri görmek zor olmayacak belki de…

  • Rabiya dedi ki

    21 Şubat 2026

    Sorumluluk verilip yetki verilmediğinde bu bir yük oluyordu.
    Bütün meseleyi özetleyen cümle

  • Cansu P. dedi ki

    21 Şubat 2026

    Gerçekten mesele şimdiki zamanın imkanlarını çocuklarımızın yüzüne vurmaktansa bu konular ile marifetlenmelerini sağlayacak sorumluluklar vermeliyiz. Ümit veren bir yazı olmuş, teşekkürler 💐

  • Gülll dedi ki

    21 Şubat 2026

    En iyi anne baba da olsanız Ne yaparsanız yapın ergenlik döneminde en kötü anne baba siz olacaksınız çocuklara sorumluluk Verin aksini yaparsanız tepenizde küçük anane babacıklar bulursunuz

  • Nermin dedi ki

    21 Şubat 2026

    Mesela büyütmek değil YETİŞTİRMEK.

  • Zeliha Erdm dedi ki

    21 Şubat 2026

    Bazen haketmediğimizi düşündüğümüz şeylerle karşılaşıyoruz. Alt yapıda tam gerçekliğiyle yüzleşmek zor ama çözümcül olabiliyor. Çözümleri her zaman bulamıyoruz. Bu yazı daha bütünsel yansıtmış kaleminize sağlık…

  • Gülcan K. dedi ki

    21 Şubat 2026

    Belki de mesele, kahraman bir anne baba olmak değil, çocuklarımızı kahraman olarak yetiştirmekti.

  • Mehtap dedi ki

    21 Şubat 2026

    Metin beni gercekten etkiledi çünkü bir babanin iç dünyasıni çok gercek ve sade bir dille anlatıyor. Nesiller arasındaki farkın aslında değerler ve sorumluluk bilinciyle ilgili olduğunu güzel hissettirmis.

  • Handann dedi ki

    21 Şubat 2026

    Çocuklara sorumluluk vermemek , insanın hem kendisine hem çocuklarına yapacağı en büyük hata.
    Oysa kız annenin çantası gibi her yerde yanında okur öğrenir erkek babanın yanında çırak gibi çalışır öğrenirdi. Sorumluluğunda yetkininde farkında olurdu. Yeniden yeşertmeye başlarsak, doğruyu öğrendiysek haydi iş başına 🙃

  • SEDA dedi ki

    21 Şubat 2026

    Gerçekten mesele hangi nesilden olduğumuz değil; hayatımızdaki insanlara, özellikle de çocuklara yaklaşım biçimimiz. Sevgi adı altında verdiğimiz sınırsız tavizler, “çocuk üzülmesin” diye geçiştirdiğimiz hatalar ve doğru sandığımız yanlışlar zamanla büyük sonuçlar doğurabiliyor. Her şeyi verdiğimizde, karşılığında doğruyu, sorumluluğu ve saygıyı kendiliğinden alabileceğimizi düşünmek belki de en büyük yanılgımız. Yetki verirken sorumluluğu öğretmeyi ihmal ettiğimizde; imkan sunarken emeğin değerini göstermediğimizde bir yerde denge şaşıyor. Çok güzel düşündüren anlamlı bir blog yazısı olmuş, emeğinize sağlık.

  • canan dedi ki

    21 Şubat 2026

    emeğinize sağlık çok güzel yazı

  • seda dedi ki

    21 Şubat 2026

    Gerçekten mesele hangi nesilden olduğumuz değil; hayatımızdaki insanlara, özellikle de çocuklara yaklaşım biçimimiz. Sevgi adı altında verdiğimiz sınırsız tavizler, “çocuk üzülmesin” diye geçiştirdiğimiz hatalar ve doğru sandığımız yanlışlar zamanla büyük sonuçlar doğurabiliyor. Her şeyi verdiğimizde, karşılığında doğruyu, sorumluluğu ve saygıyı kendiliğinden alabileceğimizi düşünmek belki de en büyük yanılgımız. Yetki verirken sorumluluğu öğretmeyi ihmal ettiğimizde; imkan sunarken emeğin değerini göstermediğimizde bir yerde denge şaşıyor. Çok güzel düşündüren anlamlı bir blog yazısı olmuş, emeğinize sağlık.

  • DOĞAN dedi ki

    21 Şubat 2026

    Ebeveyn olarak çocuklarımıza sorumluluk vermeden onlara yetki verdiğimiz sürece, artık çocuğumun beni yönettiği bir aile dizayn ediyorum. Peki bunu nasıl düzelteceğim o çocuk 15 yaşında ama halen yatağını toplamayan bir çocuk evet o çocuğa önce yatağını toplamayı öğreterek başlamam gerekiyor

  • Reyhan M dedi ki

    21 Şubat 2026

    Kaleminize sağlık,
    "Ben çektim çocuklar çekmesin, ben gidemedim çocuklar eksik kalmasın, .. mahrum kalmasın, .. kimseden geri kalmasın" diye diye. Bedelsiz rahatlık tuzağında bi nesil yetiştirdik :(

  • İnci dedi ki

    21 Şubat 2026

    Çocuklarımıza değerleri öğretmenin yolu anlattıklarımızdan çok yaşattıklarımızda saklı. Sevgi, saygı ve merhameti önce biz davranışlarımızla göstermeliyiz. Onlara sorumluluk verip hata yapmalarına alan tanıyarak hem güçlü hem vicdanlı bireyler olmalarını sağlayabiliriz.

  • Özlem dedi ki

    22 Şubat 2026

    Emeğinize yüreğinize sağlık gelecekteki güzel nesiller için ailelerimizin bilinçlenmesi annelerin toplumun tek önceliği olmalı kalemiz durmasın sevgilerimle

  • Zeynep d dedi ki

    22 Şubat 2026

    Her işini kendi halledebilen, ayakları üzerinde durabilen, aile kurabilecek, anne baba olabilecek bir evlat yetiştirmek istiyoruz ama çocukken sanki hiçbir şeyi yapamazmış gibi davranıyoruz..

  • Yesim dedi ki

    22 Şubat 2026

    Kendi bildiğimiz yöntemleri kullanıyoruz. Ama bir şeyler doğru gitmiyorsa yöntem değiştiriyor olmak lazım. İnsan kendisini başarıya ulaştıracak yöntemi tercih etmek ister. Ve uygulamaya geçtiğinde onun hedefe ulaştıracak stratejleri bildiğinde başına gelebilecekleri öngördüğünde başarı çok yakındır. Yeter ki insan, insandan ve kendinden ümit kesmesin

  • İ. dedi ki

    22 Şubat 2026

    Aile insanın aynasıdır. Bu aynaya doğru ve güzel şekilde sahip çıkıldığında manzarası güzellikleri yansıtır.

  • Asya dedi ki

    22 Şubat 2026

    Bu zamanda ki saygısızlığın nedeni çok güzel açıklanmış.
    Ebeveynlerin aslında nasıl davranması gerektiğini, çocuğu ebeveyn yapmamak çok önemli.
    Ebeveynlerin otoritesi olmalı. Çocuğa yetki verip sorumluluk vermemek zulmetmek olur…
    Yetkisi varsa, sorumluluğu da

  • Sevgi G. dedi ki

    22 Şubat 2026

    Geçmişte patron bebeklerin sayısı azdı, şimdi ise olmayanların sayısı az. Günümüzde her yerde görebileceğimiz manzaralar gerçekten. İç acıtıcı bir konuya değinmişsiniz, elinize sağlık...

  • sanıye dedi ki

    22 Şubat 2026

    eskiden imkanlar kısıtlıymış şimdiki nesilde imkanlar kısıtlı değil en pahalı telefonlar en lüks arabalar marka spor ayakkabı olmazsa olmazımız olmuş anne ve baba bunları karşılayan banka bu yüzden saygı duyulmuyor değer verilmiyor anne baba olarak görülmüyor. sorumluluk yok hep istekler tüketim olmuş hayat. merhamet kelimesinin ne olduğunu bilmeli insan. bu varsa saygıda var , sevgide var ,değer vermekte bellide her seyin tadı , tuzu merhamet anneye babaya duyulan saygı merhamet .

  • Fatma dedi ki

    22 Şubat 2026

    Sorumluluğu verilmeyen her yetki, baskıya dönüşür.

  • NB dedi ki

    23 Şubat 2026

    Çocuklarımıza, ailemize, çalışanımıza, çevremizdeki insanlara... Sorumluluk verdikçe yetkilerini arttırmalıyız ki karşımızdaki kişiler bize karşı zalimleşmesinler. Ve insan Sorumluluk aldıkça yetkiyi aldığında o yetkinin hakkını veriyor ve kıymet biliyor.

  • Ayşe Bulut dedi ki

    23 Şubat 2026

    Ayhan bey farkına varmış ne güzel. Mesele problemi görebilmek ve kabul etmek... Nasıl sorusunun cevabı Başarı Psikolojisi Seminerinde zaten...

  • Osman dedi ki

    23 Şubat 2026

    Birer çocukken anne ve babalarını, birer anne-baba olduklarında ise hem çocuklarını hem de anne ve babalarını eylemek zorunda kalmış 80'ler ve 90'ların çocuklarını yani büyüdükçe küçülen bizleri ve altında ezildiğimiz sorumluluklarımızı anlatan çok güzel bir makale olmuş. Yazanın ellerine sağlık.

  • Zeynep A. dedi ki

    24 Şubat 2026

    İmkan vererek çocuklarımızı daha iyi olacağını zannetmek... Belki de çoğu ailenin en çok yanıldığı yer. Sorumluluk verilmeden nasıl yetki verilebilir ki?

  • Işık dedi ki

    25 Şubat 2026

    Kendi imkansızlıklarımızı çocuklarımıza yaşatmayalım derken, ailedeki dengeler alt üst oldu. Bir bakmak lazım bizim evimizde kim patron?

  • Barıl dedi ki

    28 Şubat 2026

    Çocuklarımızın en çok ihtiyacı olan sorumluluk. Bu bazen yaşında göre çok basit bir şey de olabilir. O küçük sorumluluk onun ileride olacağı büyük sorumluluklara hazırlayacak.

  • Uğur dedi ki

    28 Şubat 2026

    Alfa kuşağı böyle x kuşağı şöyle diye söyleniyoruz. Oysa bu kuşakları böyle yetiştiren bizleriz. Eskiden böyle çok patron bebek yoktu çünkü küçük yaşta sorumluluk almak vardı. Kardeş bakmak, eve destek olmak vb.

  • Hatice dedi ki

    28 Şubat 2026

    Elinize sağlık💐
    Çocuklarımıza sorumluluk vermeyip bizler rahatlık tuzağına sokuyoruz. Büyütmekle yetiştirmek aynı şey değildir. Birey yetiştirmek istiyorsak sorumluluk verip rahatlık tuzağına sokmamak. Onlar verilen her görevi yapabilecek güçteler. Bizler sadede bunu göremiyoruz yada işimize gelmiyo. Aslında onlara böylelikle ne kadar kötülük yaptığımızıda bilmiyoruz.

  • Şevval o. dedi ki

    1 Mart 2026

    Gayet güzel bir noktaya temas edilmiş,her yetkiye sahip ,sorumluluk almamış çocuklar …
    Her türlü fedakarlığı yaptığını sanıp aslında taviz veren aileler …

  • Gülhanım K. dedi ki

    2 Mart 2026

    Çok imkan verdik ama karşılığını göremedik çocuklarda gerçekten. Nasıl bir yanılgıymış meğer.... :(
    İyi olsunlar istedikçe hemde...

    • sinem ceylan dedi ki

      10 Mart 2026

      Çocukların birer yetişkin olmasında önemli kriterlerden biri de sorumluluk alabilmesidir. Kendi imkanlarını kazabilmesinin yolunda da buradan geçer.

  • Neziha Sevim dedi ki

    2 Mart 2026

    Torunlarım benim kızımı üzüyorlar diye üzülürdüm ben de. Bu yazıyı onlara da tavsiye edeceğim. Çok güzel bir yazı olmuş.

  • Jale dedi ki

    5 Mart 2026

    Yönetimde sorun yaşanan yerlere baktığımızda yetki sorumluluk dengesinin oturmadığını görüyoruz. Sınıflarda öğrenciler, evde çocuklar patron. Ne güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlok

  • Ahmet Can Yurdal dedi ki

    5 Mart 2026

    Aslında bir noktada büyüklerimizin (daha eski tip ebeveynlik modellerinin) çocuk yetiştirme algıları belki bugünkü nesillerin de ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Çünkü eskilerin, çocuklarına daha katı olmaları ve anti demokratik ortamlar sunmaları o çocukların ben ileride kendi çocuklarıma karşı böyle olmayacağım düşüncesini doğurmuştur aslında. Nasıl ki ilk durum dengesizse ikinci durum da maalesef yine dengesiz ebeveyn modellerini ortaya çıkarmıştır.

  • sümeyye y. dedi ki

    5 Mart 2026

    okudukça düşünüp, bambaşka yerlere gittiğim bir yazı olmuş. hakikaten de her evde en az bir kez yaşanan, söylenen sözlerden birisi bahsedilenler. toplumsal yozlaşma yaşamamızın sebebi irili ufaklı pek çok sebep içeriyor ve bugün de sonucunu yaşıyoruz. peki, bunu düzeltmek için nasıl sebepler olabilir diye insan iç dünyasında düşünmeden edemiyor. çünkü şu anki genç neslin bazı ahlaki değerlerinin tazelenmeye ihtiyacı olduğu aşikar.

  • Nazlı dedi ki

    5 Mart 2026

    Saygı, talep edilerek değil, gösterilerek öğretilirin yansıması olmuş bu yazı

  • Selime.A dedi ki

    9 Mart 2026

    Çocuklara imkan vermek elbette önemli, fakat asıl mesele sorumluluk ve saygı dengesini öğretebilmek. Sevgiyle büyütürken sınır koymayı unuttuğumuzda, ortaya haklarını bilen ama sorumluluklarını bilmeyen bireyler çıkabiliyor. Ailede verilen değerler ve örnek davranışlar, çocukların karakterini şekillendiren en güçlü öğretmendir.

  • Özlem dedi ki

    10 Mart 2026

    Nasıl güzel bi yazı böyle kendimi okudum çok şey yazarımda burdan kendimede ben fakat olmaz ebem derdiki kendi elinle yaptığını başka hiç kimse yapamaz sana
    kaleminize yüreğinize sağlık varolun

  • Funda A. dedi ki

    10 Mart 2026

    Şimdiki nesil teknolojiden kafasını kaldıramıyor. Aslında bu durumun sebepleri ebeveyn ler olarak bizleriz. Çocuklarımıza kendi çocukluğumuzdaki sorumluluklarımızı yüklemeliyiz.

  • Funda A. dedi ki

    10 Mart 2026

    Şimdiki nesil teknolojiden kafasını kaldıramıyor. Aslında Çocuklarımıza kendi çocukluğumuzdaki sorumluluklarımızı yüklemeliyiz.

  • Seçilen Öztürk dedi ki

    10 Mart 2026

    Aman benim yaşadıklarımı çocuğum yaşamasın diyoruz. Kendi yaşadığımız zorlukları olumsuzluk gibi onları koruyup onlara sorumluluk vermiyoruz. Böyle çocuklarımız da böyle rahat ve saygısız olabiliyor. Ne yazık…

  • Dilek dedi ki

    10 Mart 2026

    "Biz çektik onlar çekmesin." diye sağladığımız imkanlar ile iyilik yaptığımızı zannetmek ne büyük yanılgı...

  • Büşra D. dedi ki

    10 Mart 2026

    Sahiden de o kadar benzer cümleleri duyabiliyoruz ki… sınırlarını bilmeyen çocuklar yetiştiriyoruz. Oysa ki sınırlar onları koruyor.

  • Dilek dedi ki

    10 Mart 2026

    Biz meseleyi baştan yanlış anlamışız...
    Her türlü imkanı vermek ,iyi yetiştirmek zannederek çok büyük yanıldık...

  • Darmona dedi ki

    10 Mart 2026

    Şimdilere nokta atışı olan bir yazı olmuş emeğinize sağlık! Ne çok Ayhan Bey’ler , Ayşe Hanımlar var aynı şeylere üzülen bu durumu yaşayan anne babalar. Umarım yaralarına şifa olur.

  • Ekrem Ç. dedi ki

    10 Mart 2026

    Çocuklarımız iyi olsun diye onlara her türlü imkânı sağlayıp, üstüne bir de onları o yaşlarda kararlarında serbest bırakıp sorumluluk vermeyince, iyilik yerine kötülük yapıyormuşuz meğer...

  • Gülçin dedi ki

    10 Mart 2026

    Maalesef yetki ve sorumluluk dengesi bozulduğunda aile içi çok büyük problemler başlıyor. Buna çok kez şahit oldum. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz, teşekkürler.🌷

  • sinem ceylan dedi ki

    10 Mart 2026

    İnsanı olgunlaştıran, imkanları kazanabilecek hale getiren şeylerden biri de sorumluluk alabilmesi ya da anne-babanın çocuk yetiştirirken sorumluluk vermesi. Eski ve yeni farkı da bu.

  • murat Y. dedi ki

    10 Mart 2026

    İmkanlar içinde büyüttüğümüz nesiller yaşantıya ortak olmadıkları için tepkisel oluyorlar Genel konuşmalar ... O eskidendi gibi O zaman sizin zamanınızdı şimdi zaman değişti ..

  • İpek K dedi ki

    10 Mart 2026

    Anne baba olarak Ayhan Bey’in yaşadıklarının çoğunu yaşıyoruz. Çocuklarımızın imkanlarını arttırdıkça, isteklerini kayıtsız şartsız kabul ettikçe de daha kontrol edilemez hale geliyor. Davranışlarına ilişkilerine olumsuz olarak yansıyor. Saygısızlık yaptıklarında, hata üstüne hata yaptıklarında diyetini ödetmeyi bırakın bir karşılığı olduğunu bile söyleyemez duruma geliyoruz. Yetki ve sorumluluk aynı zamanda olmadığında işler daha da zorlaşıyor. Otorite kuramaz hale geliyoruz. Ayrı oda istiyorsa odanın her türlü temizliği düzeni ona ait, telefon istiyorsa karşılığında bir iş yapması, harçlığını biriktirmesi, evde görev alması vs … Çok geç demeden küçük küçük adımlarla bir yerden başlatmalı . Yoksa çocuğumuzu yetiştiren güçlendiren değil sadece büyüten oluruz.

  • Seba dedi ki

    10 Mart 2026

    Belki de ilk önce çocuklaımızın yetiştirirken onlara sorumluluk vermeden bizim en büyük hatalarımızden biri olduğunu farketsek çok başarılı bir başlangış olur .

  • selçuk canbilek dedi ki

    10 Mart 2026

    Sanki anne baba olan çocuklar, çocuk olan anne babalar. Sonsuz yetki sıfır sorumluluk peşindeler.

  • Haşim sümertaş dedi ki

    10 Mart 2026

    Sorumluluk verip bedeli ödetmeden yetkiyide kaptırınca çocoklar kendilrini patron zannediyorlar. Sonrasındada ailerin otorite hakkıda kalmadığı bu devir ancak böyle anlatılabilirdi.

  • Nurdan A. dedi ki

    10 Mart 2026

    Bugün bir yazı okudum "Eskiden okullarda yangın köşesi olurdu baltalar kürekler duvarda asılıydı okula başlayan çocuklara öğretmen bir kere malzemeleri tanıtır ve buraya yaklaşmayın derdi biz de yaklaşmazdık acaba şimdi o köşe olsa ne olurdu. " Şimdi söyle söyle anlaşılmıyor hep aynı hatalar tekrar ediyor.

  • Fatma B dedi ki

    10 Mart 2026

    Kendimi gördüm, , çocukluğuma gittim geldim. Toplum olarak çocuklarımızıı yetiştiremeyişimizin acısını hissettim.
    Peki ama nasıl?
    Yazı dizisi şeklinde 2. bölüm gelse ne iyi olurdu.

  • Hatice dedi ki

    10 Mart 2026

    Ne kadar güzel, günümüzü anlatan bir yazı olmuş.
    Bütün yazının özeti başlığında yazıyor zaten.
    Patron Bebekler...
    Bir çoğumuzun evinde bunlardan var.
    Emeklerinize, kaleminize, sağlık.

  • Serap dedi ki

    11 Mart 2026

    Aile toplumun çekirdeği, çocuklar ise geleceğimiz.modern yaşamın getirdiği rahatlık ve imkanlar aslında çocuklarımızı marifetsizleştiriyor.Farkındalık için teşekkürler, kaleminize sağlık

  • Atilla G. dedi ki

    11 Mart 2026

    Şu anda başarılı olan insanlara baktığımızda onları yetiştirenlerin başarısını görmekteyiz aslında,. Bugünkü ebeveynlerin başarısı ise yetişirdikleri çocuklara bakınca anlaşılabiliyor. Benzer yapılan hatalar benzer çocuklar dizayn etti. Herkes bu durumdan şikayetçi ama çok az insanlar çözüm için harekete geçiyor. Yanlışlar çok çabuk normalleşti gerçeklerden uzaklaşınca.

  • Ece u. dedi ki

    11 Mart 2026

    Tamda şuan yaşadığımız sorunlar. Geçmişe bakıpta nasıl üzülüyoruz. Demekki bunun bir çözümü varmış. Peki nasıl ? Yazısının devamı gelsin lütfen…

  • Fatih B. dedi ki

    13 Mart 2026

    İnsan maalesef büyüttüğü çocukları yetiştirdim sanabiliyor. ama büyütmekle yetiştirmek aynı değildir... her çocuk büyür ama yetişemez. bunun sebebide günümüz çocuklarının paşaların, kralların, padişahların bile sahip olmadığı imkanlara sahip olması böyle olunca da çocuk kendisini hayatın ana karakteri annesini ve babasını ise ona hizmet etmek için var olan yan karakterler olarak görüyor. bu da otoriteyi mahvediyor.

  • Lütfi dedi ki

    18 Mart 2026

    Günümüzde ne çok yaşanıyor bu problemler. Çözümü nasıldır acaba? Bunun bir strateji olmalı...

  • H GencerK. dedi ki

    23 Mart 2026

    Yetki, karar hakkı demekti.
    Mesele kendi imkanlarını kazanabilecek güçte insan olmalarıydı.

    Mesele çocuklarımızı yetiştirmekti. Aile bilincini kazandırmak, sevgiyi, saygıyı ve merhameti öğretmek…

    Peki ama nasıl?
    Arkadaşında var istiyor çocuk tableti almayalım mı değil elbette bu nasıl sorusunun cevabı... Bunu şimdi elinde kendi nankörü olunca fark edebiliyor insan...
    Yetiştirmek ile büyütmek arasındaki farkı fark etmekle başlayabiliriz. Gerçek soru gerçek çözüm getirecektir.💐

  • Selda Ö. dedi ki

    9 Nisan 2026

    Çok güzel, çok gerçekçi ve düşündürücü bir yazı olmuş. Nesiller arası farkı anlatırken asıl odak noktasını çocuk yetiştirme meselesine getirmeniz çok etkileyiciydi. İmkan vermekle değer kazandırmanın aynı şey olmadığını çok güzel anlatmışsınız. Okurken insan hem bugünü hem de kendi ailesini düşünmeden edemiyor. Kaleminize sağlık.

  • Ayten Dönmez dedi ki

    11 Nisan 2026

    Yetki ve sorumluluk paralel gidiyor. Çocukları imkan değil imkansızlık yetiştirip büyütüyor

  • Muhammet K. dedi ki

    14 Nisan 2026

    Asıl çocuğu yetiştiren şeyin sürekli anlatmak yerine sorumluluk vermek olduğunu da anlatan güzel bir yazı olmuş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.