
İstemenin Bedeli
Güneş, stor perdenin arasından süzülerek küçük mutfağı sıcacık etmişti. Mutfakta hafif bir cızırtı vardı; tavaya düşen ilk köftenin sesi… Kızgın yağ, köftenin kenarlarında küçük kabarcıklar oluşturuyordu. Mutfağa yayılan koku soğanla yoğrulmuş etin tanıdık sıcaklığını taşıyordu.
Selen Hanım bir taraftan köfteleri pişiriyordu. Bir taraftan da oğlu Kerem’le sohbet ediyorlardı. Hareketleri sakindi, ne aceleci ne de dalgın.
Kerem, mutfak tezgâhının üzerine çıkıp annesini izlemeyi çok severdi. Çıplak ayaklarının seramik tezgâhın üzerinde serinlemesine bayılırdı. Burnuna dolan anne köftesinin kokusu iştahını kabartmıştı. Kerem’in en sevdiği şeydi “Anne köftesi.” Annesi ne zaman yapsa, sofraya oturmak için sabırsızlanırdı. Selen Hanım tabağa köfteleri dizerken Kerem annesine dönüp konuştu.
- Anneciğim, biliyor musun, çok üzgünüm.
- Ne oldu Kerem’ciğim?
- Geçen gün ben isteyince aldığımız dikenli çiçek var ya. Biliyor musun, o kurumuş… Neden ona su vermedin anne?
Selen Hanım sakince Kerem’e dönerek;
- Çünkü o çiçeği isteyen sendin oğlum. Ben sadece senin almana izin verdim. Sen ise çiçeğinle ilgilenmeyi unuttun. Sence sebebi bu olabilir mi?
Kerem annesini dinlemişti ama bundan bir ders çıkarmışa benzemiyordu. Çiçek aklından çoktan çıkmıştı bile. Gözleri parlayarak neşeli bir şekilde:
- Anneciğim, çiçekler konuşmuyor ya işi zor. Ben aslında hayvanım olsun istiyorum. O zaman sesinden anlarım bir isteği olduğunda. Mesela bir kedim olsa, ne dersin? Buğra’ya Çiğdem teyzem almıştı ya geçenlerde. Çok mutlu olurum anne alalım mı? Lütfennn? Söz yaramazlık yapmam, arkadaş olurum onunla, evde oynarım hep.
Selen Hanım, Kerem’in sözünü kesmeden sabırla dinledi. Yalvaran sesi, parlayan gözlerini, hevesini gördü. Geçen gün güzel pembe yapraklı, dikenli çiçeği isterken de böyleydi. Elini yıkamak için musluğa uzandı. Akan suyun sesi mutfakta kısa bir sessizlik yaratmıştı. Sonra Kerem’in yanına döndü, çömeldi, yumuşak bir sesle:
- Keremciğim bir kedi konuşur mu sanıyorsun?
Kerem hemen annesinin konuşmasını bitirmeden atıldı.
- Konuşmaz ama miyavlar, acıkınca miyavlar ben anlarım.
Selen hanım gülümseyerek: “Peki miyavladığında mama vermeyi kim hatırlayacak? Tuvaletini kim temizleyecek veya hasta olduğunda veterinere kim götürecek?”
Kerem tereddüt etmeden “Tabi ki de sen anneciğim” dedi. Selen Hanım başını hafifçe salladı, yumuşak bir sesle:
“Bak Keremciğim, çiçek konuşmadı ama bakıma ihtiyacı vardı. Sen ona bakmadığın için de kurudu. Evet, kedi miyavlayacak ama onun da bakıma ihtiyaç olacak. Mamasını koymazsan, suyunu tazelemezsen, kumunu temizlemezsen mutsuz olacak. Hatta belki hastalanacak. Doğada da böyledir, geçen izlediğimiz arı belgeselini hatırlıyor musun? Kraliçe arı ne yapıyordu, kovanın yetkisini alıyordu. Sonrasında kovandaki yavru arıların beslenmelerini sağlıyordu.
Deden yazları bahçeye ne ekiyor hatırladın mı? Sen meyvesini topla diye çeşit çeşit tohumlar, fideler. Ektikten sonra onları suluyor, gübresini veriyordu. Fındık ağaçları daha iyi büyüyebilsin diye kuruyan dallarını buduyordu. Sadece günü geldiğinde meyvesini toplamıyor, her gün onlarla ilgileniyor. Bir şey istemek güzeldir, onunla ilgilenmeyi de kabul edersen. Mesele sadece istemekte değildir; sorumluluğunu da almaktır. Sense şimdi sadece istiyorsun, sorumluluk kısmını bana bırakıyorsun. İşte o yüzden böyle olmaz oğlum.”
Bu mutfakta olanlar, aslında birçok evde her gün yaşanıyor. Çocukların istekleri oluyor; karar vermek, sahip olmak istiyorlar. Sorumluluk kısmına gelindiğinde yükü anne-babalarının omuzlarına bırakıyorlar. Çiçek kuruduğunda, hayvan mutsuz olduğunda sonuç bir başkasının oluyor.
Oysa doğa çok net bir kural koyar. Bir şeyi isterken, onun sorumluluğu da istemek gerekir. Yetki; bir şeyi istemek değil, hedef koymak demektir. O hedefin gerektirdiği adımları da kabul etmektir.
Belki de mesele; kimin istediği değil, sorumluğu kimin üstlendiğidir…
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 1 tepki
Yorumlar (33)
Hidayet D. dedi ki
22 Eylül 2026Meselemiz istemek değildi. Bu hayatta herkes bir şeyleri istiyordu zaten. Asıl mesele o istediğimiz şey elimize geçince ona gerekli ilgi ve sorumluluğu verebiliyor muyuz?
Kaleminize sağlık, hayatımızın içinden çok güzel bir kesit ..
Işık dedi ki
22 Eylül 2026Sadece çocuklar mı? Biz yetişkinlerde böyleyiz. Terfi alalım, yönetici olalım ama işin riski bizde olmasın istiyoruz. Personellerin derdi ile derlenmeyelim istiyoruz.
Nuran Öz dedi ki
22 Eylül 2026Bir şeyi isterken onun sorumluluğunu da istediğini bilse insan...Acaba bu kadar rahat her şeye atlar mıydı? Çünkü her istek sorumluluğu ile geliyor. Hedef sorumluluk istiyor.
Eylem dedi ki
22 Eylül 2026İsteklerimiz var ama onu yapmak için ne bir çabamız var ne de onun için yapmak gerekenleri istikrarlı sürdürmeye.. Sadece istediğimizde hayallerimizin olacağını sanıyoruz..
Hadice Arslancan dedi ki
22 Eylül 2026Günümüzün ve yüzyılların sorununu çok tatlı bir dille anlatmışsınız😊teşekürler
ZÇ dedi ki
22 Eylül 2026İnsan hayatı boyunca hep bir şeyler ister. Araba ister, temizlenmesi gerektiğinde eşine söyler. Evlenmek ister, yemek yapmak zor geldiğinde sipariş vermeyi tercih eder. Çocuk ister, sorumluluğu fazla geldiğinde annesine “Biraz siz bakın ben dinleneyim…” der. O yüzden insan hep bir şeyler ister. İsteğine ulaşmak için olumlu tarafıyla bakar ve yorum yapar. O yüzden istediğimiz şeyin en başında detaylıca düşünüp, getireceği sorumlulukları da düşünmemiz gerekiyor. İstediğimiz şeyin sorumluluğunu alacaksak onu istemeliyiz. Mesele; kimin istediği değil, sorumluluğu kimin üstlendiğidir. :):):)
Dilara dedi ki
22 Eylül 2026Kısa ama çok anlamlı bir anlatı olmuş betimleyici anlatım o kadar iyi ki bende o mutfaktaymışım gibi hissettim bahsedilen konu bugün bir çocuk üzerinden anlatılmış tüm doğanın sorunu en basite indirgenerek en kolay anlatım yoluyla aktarılmış okuyucuya ben çok beğendim kaleminize sağlık
Dilara dedi ki
22 Eylül 2026Kısa ama çok anlamlı bir anlatı olmuş betimleyici anlatım o kadar iyi ki bende o mutfaktaymışım gibi hissettim bahsedilen konu bugün bir çocuk üzerinden anlatılmış tüm doğanın sorunu en basite indirgenerek en kolay anlatım yoluyla aktarılmış okuyucuya ben çok beğendim kaleminize sağlık
Zeynep A. dedi ki
22 Eylül 2026İstemek kolay, peki ya sorumluluğunu almak ? Sorumluluk alınca o istediğimiz şeyin hakkını verebiliyoruz
Hilal E dedi ki
22 Eylül 2026Bir şey eğer istiyorsak sadece iyi taraflarını kabul edip zor taraflarını görmemezlikten gelemeyiz, bedellerine de katlanmamız gerekir. Burada keremin isteği başta gerçekleştirip “Acaba sorumluluk alabilecek mi ?” İhtimalini görebilmek için ailesi çiçek almasını kabul etmiş fakat keremin çiçeği ihmal etmesinden kaynaklı doğru bir beden dili ve doğru bir konuşma şekliyle kereme fikrini kabul etmediğini ifade etmiş. Anlatım bir çocuğa, bir yetişkine çok basit bir şekilde sorumluluk ve bedel konusu açıklamış. Betimlemeler ve sade anlatım çok güzel. Çok beğendim. Emeğinize sağlık. :)
anonim dedi ki
22 Eylül 2026çok değerli bi çıkarım. hepimizin farkettiği ama dillendirmediği, ebeveynlerin öğretmeden geçtiği önemli mevzulardan biri. bence burda kerem şu yaşında tam anlayamasa da, ebeveyn olarak söylemeye devam etmeli, dominant şekilde yönlendirmeden olması gerekeni kendisinin farkına varmasıyla sorumluluğu öğrenmesini sağlayabiliriz. teşekkürler
Merve dedi ki
22 Eylül 2026Çok güzel bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık
fatma bayram dedi ki
23 Eylül 2026İnsanlar çok şey istiyor, ama isterken onu elde etmesi gereken çabayı görmüyor, çoğunlukla da çabalası gerektiğini, emek harcaması gerektiğini farkediyor ama o çabayı göstermek istemiyor. Hemen olsun istiyor.
Hafize Balık dedi ki
23 Eylül 2026Kaleminize sağlık...
Çoğu zaman bizim de bir çocuktan farkımız yok. İstediğimiz şeyleri, onlarla yaşayabileceğimiz olumlu anları hayal ederek istiyoruz. Evliliğe karar verirken hep o kişiyle gezip tozarak geçirebileceğimiz güzel günler geliyor aklımıza. Yıkanması gereken çamaşırlar, pişirilmesi gereken yemekler, yapılması gereken temizlikler ikinci sırada kalabiliyor. O isteğin gerektirdiği emekler,üstlenilmesi gereken sorumluluklar unutulabiliyor.seda özbaş dedi ki
23 Eylül 2026İstemek her zaman kolay olandı
Hazal dedi ki
23 Eylül 2026Çok beğendim kaleminize sağlık.
NB dedi ki
24 Eylül 2026Çocuklarımıza istedikleri her neyse önce onlara sorumluluklarını verebilirsek eğer o zaman her şeyi istemiyeceklerdir. Sadece sorumluluklarını alabilecek kadar istekleri olacak.
Şuan çocuklarımızın her şeyi bu kadar rahat istemeleri, hatta isteklerinin hiç bitmiyor olmasının nedeni de bu. Çünkü onların istedikleri şeylerin sorumluluklarını biz aileler alıyoruz.
Çocuklarımızın sorumluluğunu alamayacakları hiçbir isteklerini yapmıyor oluşumuz onları hayata daha uyumlu olmasını sağlayacaktır. Hayatta emek ödemediği hiçbir şeye sahip olamayacak... Elinize sağlık 🌿
Aziz D. dedi ki
24 Eylül 2026Herşey isteyebilirsin bu hayatta yeter ki istediğinin sorumluluğunu üstlen....
hk dedi ki
24 Eylül 2026bir şeyi istemenin ona her yönüyle sahip çıkmayı da gerektirdiğini de öğreten bir yazı olmuş. Çocuğun her dediğini yapıp sonrada, sorumluluk almıyor diye yetinmek yerine daha ilk baştan doğru yönlendirmek gerektiğini anlatan bir yazı olmuş. teşekkürler.
Naz A. dedi ki
24 Eylül 2026İnaanlar şunu yapmak istiyorum ama bi türlü yapamıyorum diyor.
Şu satır bu problemin kaynağını bize hatırlatıyor:
“Bir şeyi isterken, onun sorumluluğu da istemek gerekir. Yetki; bir şeyi istemek değil, hedef koymak demektir. O hedefin gerektirdiği adımları da kabul etmektir.“Yeşim G dedi ki
24 Eylül 2026Günümüzde çoğu insanın hepimizin bir problemi belki de bu. Ne çok isteklerimiz var. Eve bir robot süpürge isterken dahi düşünüyor insan. Bununda bakımı var. Oda arızalanacak makina sonuçta. Bir araba isterken insan 10.000km de bir yapılan bakım masraflarını da düşünmesi gerekiyor. Hayatımıza aldığımız her insana karşı da sorumluluklarımız var. İstemek kolayda istediğimiz şeyinde bizden bekledikleri var. Biz ne kadar karşılık verebileceğiz?
Şura dedi ki
24 Eylül 2026İnsan aklına gelen her şeyi ister. Bir şeyi istemek onun sorumluluğunu da beraberinde getirir. Bedelini ödemeye talip olmadığın hiçbir şeyin hazzı da yoktur.
handan dedi ki
24 Eylül 2026bir şeyi istemenin ona her yönüyle sahip çıkmayı da gerektirdiğini de öğreten bir yazı olmuş. Çocuğun her dediğini yapıp sonrada, sorumluluk almıyor diye yetinmek yerine daha ilk baştan doğru yönlendirmek gerektiğini anlatan bir yazı olmuş. teşekkürler.
Zeliha E. dedi ki
24 Eylül 2026Çocuk gibi bazen düşünmeden hareket edebiliyoruz onlara bakınca kendimizi deşifre edecek anlar var. Yetkiyi ne kadar yakınız oralara götürdü beni.
Arzu t dedi ki
24 Eylül 2026İnsanların bu hayatta istekleri bitmiyor. Fakat mesele istediğimiz şey her neyse onu her yönüyle kabul edebilmekte. Çiçek mi istiyorum, bakımı gbi bir yönü var bunu kabul edebilir miyiz?
Rabia dedi ki
24 Eylül 2026Hep isteklerimiz var. Bu kadar isteklerimizin olamamasını çocuklarımızın ki olsun diye yapıyoruz. Sonra kontrolden çıkmış çocuklar ve şikayet etmeye başlıyoruz.
Zeynep dedi ki
24 Eylül 2026Her evde her an yaşanan bir sahne resmedilmiş resmen.. Ama çocuğum istedi aldım cümlesi o kadar fazla telafuz edilirken gerçekten yapılması gereken doğru davranış çok güzel gösterilmiş.. Mükemmel ufuk açıcı bir yazı olmuş :)
ş.b. dedi ki
24 Eylül 2026yetki ile sorumluluğu bir araya getiremiyor bazen zihin. İstemenin bedeli; yazı başlığı tam olarak içeriği anlatmış. yetkisini istediğim hayatın sorumluluğunu almak için de hevesli miyim?
Sevgi G. dedi ki
24 Eylül 2026İstemek, sorumluluğunu da alabildiğinde güzel. O sorumluluk insana tatlı bir hal katar :)
Gülcan K dedi ki
24 Eylül 2026Ah bu istekler :) sadece hazzını düşünüyor istiyoruz sorumluluk kısmı hallederiz boyutunda kalıyor, ya da akla dahi gelmeyebiliyor:)
Şerife Güngörer dedi ki
29 Eylül 2026İnsan herzaman kolayına kaçıyor.Keyfi benim olsun da zahmetini başkaları çeksin.İlişkilerimizde de öyle değil mi? Çocuğum olsun ama beni yormasın. Eşim olsun,gezip eğleneyim ama ihtiyaçları olmasın.Halbuki asıl değer katan şeyler verdiğimiz emekler.İnsan ne kadar ihtiyaç karşılıyorsa okadar kıymetlidir.
sema dedi ki
10 Ekim 2026Çok tatlı bir anlatım olmuş :) Ama doğru hayalini kurarken güzel tarafını düşünüp aım atıyoruz bir şeylere. Zahmetli taraflarını görmüyoruz. Bazen düşünemiyoruz Kerem gibi ama çoğunlukla bilerek göz ardı ediyoruz.
Ayten dedi ki
11 Ekim 2026Kaymağını istemek, hem çocuklarda, hem yetişkinlerde farklı konularda olabiliyor. Gülü severken, dikenini de unutmayacağız. ne güzel anlatmışsınız..
