
Tükettikçe Tükendim
Gece, gökyüzünü simsiyah karanlığıyla örtmüştü. Ay bir yandan parıldarken, yıldızlar da ışıl ışıl göğü süslüyordu. Hemen hemen çoğu evin ışıkları sönmüştü. Derin bir sessizlik vardı mahallede.
Eray için ise gün yeni başlıyordu. Gizem ile evleneli altı ay olmuştu. Hayatında her şey çok yeniydi. Bulunduğu şehir, çevre, iş ortamı, arkadaşları, evi... Hayatında yeni bir düzeni vardı ama Eray, yeniliklerden pek hoşlanmaz ve zor alışırdı. İş yerine de alışmakta zorlanınca dayanamayıp istifa etmişti. Gizem çalışıyordu fakat evlilik ve ev masrafları derken çok zorlanıyorlardı.
Eray uzun bir süre olmuş çalışmıyordu. Gerekçe olarak da karşısına istediği şartlarda bir iş çıkmamasını gösteriyordu. Bu durum uzayınca evde daha çok vakit geçirmeye başlamıştı. Öğlen saatlerine kadar uyuyor ve uyandığında bir şeyler atıştırıyordu. Kahvaltısını yaptıktan sonra telefonunu alıp saatlerce oyun oynuyordu. Gizem akşam işten geldiğinde beraber yemek yiyorlar ve Eray odaya geçip tekrar telefonda oyun oynuyordu.
Bazen de birlikte saatlerce film seyrediyorlardı. Gizem çalıştığı için erken yatıyordu. Eray ise geceleri geç yatıyor, gündüzleri de uyumak istiyordu. Hayatı sadece televizyon, sosyal medya, yemek ve uyku olmuştu. Bu durum onun gergin ve sinirli olmasına neden olmuştu. Gizem ile daha çok tartışır hale gelmişti. Gizem, "Yürüyüşe gidelim mi?“ dediğinde artık gitmiyordu. Yavaş yavaş evdeki sorumluluklarını da bırakmıştı. Fatura ödemiyor, alışveriş yapmıyor, evle ilgilenmiyordu. Gizem çalışıyor, Eray’a ise çalışmak zor geliyordu. Üretime dair bir şey kalmamıştı hayatında ve bu durum ona iyi gelmiyordu.
Üretim Tüketim Dengesi...
Gizem çok üzülüyor, ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemiyordu artık. Bu durumu sevdiği, güvendiği arkadaşı, Elif'e anlatmaya karar verdi. Ne zaman önemli bir şey olsa arkadaşını arar ve fikrini alırdı. Onun söyleyecekleri, Gizem için önemliydi. O gün Elif’i aradı ve olanları tek tek anlattı. Elif, Gizem’i dikkatlice dinledikten sonra;
- Üretim ve tüketim dengesi o kadar önemli ki hayatımızda. Çok azımız bunu dengeleyebiliyoruz. Tıpkı bir vana gibi düşün insanın hareketini. Sabah hangi vanayı açarsan oradan geliyor su. Ders çalışmak istemeyen bir çocuk düşün. Dersin başına geçene kadar çok zorlanır. Geçtikten sonra çalışma isteği artar ve sonra başka şeyler de çalışmak ister. Ya da yürüyüş yapmakta zorlanan insanlar vardır. Fakat başladıktan sonra daha da uzun yürümek ister. Eskisi gibi zor gelmez çıkıp yürümek. O yürüyüş bittikten sonra da üretimi başka bir alanda devam eder. "Şunu da yapayım, buna da bir el atayım" der. Tüketime geçmekte de zorlanır o gün. İnsan güne tüketimle başlandığında gün sonuna kadar tüketim isteği olur. Zihninde yapması gereken onlarca liste olur ama bir türlü başlayamaz. Tükettikçe tüketesi gelir ve üretime geçmekte zorlanır Gizemciğim...
Gizem, Elif’i dikkatlice dinledikten sonra derin bir iç çekti. Ne demek istediğini çok iyi anlamıştı çünkü. Âdeta yaşadıklarını özet gibi geçmişti Elif. Arkadaşına teşekkür ederek telefonu kapattı.
Gizem’in zihni biraz aydınlanmaya başlamıştı. Sonra aklına okuduğu bir kitap geldi.
İnsanı dününden daha iyi yapan şey, üretimleridir. Üretim, insanın ayakta sağlam kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Üretimde olan insan canlı, dinamik, tebessümlü ve mutlu olur. Hayattan ve yaptığı her işten keyif alır. Etrafındaki insanlara keyif ve motivasyon verir.
İnsanın farkında olmadığı şey ise şudur: Tüketim yaptıkça, sadece tüketmekle kalmayıp yavaş yavaş kendisi de tükenir. Duyguları, ruhu, zihni, düşünceleri ve bedeni...
Veeee dününe göre kendini daha mutsuz ve başarısız hisseder.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (62)
Ekrem Ç. dedi ki
3 Şubat 2026İnsan ürettikçe üretesi gelir... Yürüyüşe başlamak ilk zamanlar zordur. Ama insan istememesine rağmen, kendine zor gelen faydalı bir şeyi yapmaya bir kez başladıktan sonra gerisi adeta çorap söküğü gibi geliyor. Kitap okumak da aynı şekilde. İnsan motive olup kitap okuyamıyor. Tam tersi, kitap okudukça motive oluyor ve daha çok kitap okuyası geliyor.
Işık dedi ki
6 Şubat 2026Bazen kendimiz, bazen çevremizdeki insanlarda bu denge şaşabiliyor. Bu yazı çözümü de vermiş olması adına çok kıymetli.
Hiç paniklemeye gerek yok. Eyvah, çocuğum tüketim batağında ben bu çocuğu nasıl toparlayacağım?
Olabildiğince hissettirmeden üretime ufak ufak davet edip çuvalı delmek… Sonrası yazıda da bahsedildiği gibi gelecek , çünkü ürettikçe üretesi gelecek…
Çok teşekkürler…Büş dedi ki
9 Şubat 2026Gerçekten de insanın ürettikçe üretesi, tükettikçe tüketesi geliyor
Ne güzel anlatmışsınız yazınızda ♥️
Ayşe K dedi ki
11 Şubat 2026Nasıl bir sarmal ki; bir davranış onun komşusu olan davranışı tetikliyor. bir kez girdimi o yola yol seni içine alıyor...
Alışverişte satın aldıkça daha çok alası geliyor.
Her tüketım daha çok tükettiriyor...Ayten Dönmez dedi ki
11 Şubat 2026"Tüketim yaptıkça, sadece tüketmekle kalmayıp yavaş yavaş kendisi de tükenir. Duyguları, ruhu, zihni, düşünceleri ve bedeni…"
Daha güzel anlatılamazdı, elinize sağlık..zeren dedi ki
11 Şubat 2026Günümüzde neredeyse hemen hemen her evde var dediğimiz önemli bir konu. ve yabana atılmaması gereken bir problem. gerçekten evlilikleri bitiriyor. evlilik bitiyorsa aile olamıyoruz. aile olamıyorsak eğer topluluğu nasıl oluşturacağız.
*Eğitim şart. İlişkimin düzelmesini istemeliyim ki ve bununun nasıl yapılacağını öğrenmeliyim.
*Kolay değil süreç. Kapılar çok da. hangi anahtar hangi kapıyı açıyor.
Beeeen gerçekten evliliğimin düzelmesini istiyor muyum? Yada yaşamtımda yanlış giden bir şeyi düzeltmek istiyor muyum?
Hareket için doğru nedenlerim olmalı...İ.Erdem dedi ki
11 Şubat 2026İnsanın harekete başlaması , o günün bereketi sabah açtığım doğru vanayla ilgili olması. Ne güzel bir metafor. Doğru vana olmayınca, yeterli sulanmamışsa, ya da boşa akıp gitmişse nasıl ürün alabilirim ki bahçemden.
Ukbe U. dedi ki
12 Şubat 2026İnsanın kendine iyi gelecek süreçlerin başında zorlandığı anlar oluyor. Bu zorluğa sabredemeyince ise ona anda keyifli gelecek seçimlere yönelebiliyor. Sabah işe geldiğinde hemen çalışmaya başlamaktansa gündemi takip etmek için sosyal medyada kendini kaybedebiliyor. Bu sefer de sorumluluğu altındaki görevleri ertelemeye başlıyor. Her erteleme insanı zora sokacak farklı bir duruma yönlendiriyor.
Serhat dedi ki
12 Şubat 2026İnsan sosyal medya,televizyon, telefon ' a baktıkça bakıyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor çok uzun süre takıldıkça agrasif sinirli bir insan haline dönüyor hikaye de yazdığı gibi tükettikçe tüketiyor bir türlü üretime geçemiyor
İpeki dedi ki
12 Şubat 2026Üretmenin verdiği hazzı başka bir şey veremiyor hayatta. Bir şeyler yapayım derken hem kendini hem de çevresindekileri mutlu ve motive edebiliyor. Yaptıkça zor gelmiyor. Hatta başta çok zorlandığı şeyleri ısrarla sürekli yapmaya başladığında sevmeye de başlıyor ve gerçekten artık yapmak çok kolay oluyor, yapmadan duramıyor. İşte tam da o zaman yeni bir üretimi hayatına dahil etmek çok iyi geliyor. Tüketmek, bir işe yaramamak, bir ihtiyaç gidermemek insanı bir sarmalın içine alıyor. Tembelleşiyor, rahatım böyle derken gittikçe mutsuzlaşıyor ve çevresini de olumsuz etkileyebiliyor.
Muhammed Ş dedi ki
12 Şubat 2026Üreten insan bedensel ve zihinsel olarak dinç kalıyor, tüketen insan ise tam tersi, tüketim üretimi geçerse insan kaybetmeye başlıyor. Parayı kazanmadan harcamak gibi, elde olan tükeniyor. Ama katlanarak kaybetmek gibi.
Hilâl dedi ki
14 Şubat 2026Hiç bir reklam üretimi teşvik etmiyor. İnsanlara sürekli tüketime teşvik edip, harika ilişkileri olacakmış gibi sahnelerle de görselleştiriyorlar. Oysa tam zıddında, tüketim ilişkileri tüketiyor, dediğiniz gibi..
FATİH B. dedi ki
14 Şubat 2026insan tükettikçe agresif ve aceleci oluyor. hareketi de bu sefer üretim omuyor sonra tükettikçe tüketiyor...
Uğur K. dedi ki
14 Şubat 2026İnsan sadece tüketimden keyif aldığını zanneder, halbuki üretimde keyiflidir. Başında biraz zorluk olduğu için üretim ve tüketim arasında kıyas yapınca tüketimi seçer. Çocuklardada bunu görüyoruz ders çalışmak istemeyen bir çocuk, derse alışmaya başlayınca başında kalmak istemiyor.
Faruk G dedi ki
14 Şubat 2026İnsan tükettikçe tüketiminin biteceğini düşünüyor. Halbu ki tükettikçe tüketmek istiyor , artırıyor. Bitmiyor tüketim...
Zeki K. dedi ki
16 Şubat 2026Üretimlerini artırmak için insanın tuketimlerini öncelikle kismasi gerekiyor. Biz ise dolu bardağı dahada doldurmaya calisiyoruz . Önce biraz bardağı boşaltmak lazım.
Eylem dedi ki
16 Şubat 2026Ağustos böceği ve karınca hikayesindeki gibi aslında… ağustos böceği tüketikçe tüketir, karınca ise ürettikçe üretir ve hikayenin sonunda ne olduğunu hepimiz biliyoruz… gerçekten de üretim ve tüketim dengesi büyükten küçüğe herkes için çok önemli… anda mı kazanmak isteriz ağustos böceği gibi yoksa toplamda mı kazanmak isteriz karınca gibi:)
Duygu Demie dedi ki
16 Şubat 2026Bu belki de günümüzdeki en popüler sorunlardan biri... Hayatımızdaki denge o kadar domino gibi ki, bir bozulunca adım adım çözülme başlıyor.
Kaleminize sağlık bilinç açıcı bir yazı olmuş. 🪷SEDA dedi ki
16 Şubat 2026“tükettikçe insanın kendisinin de tükenmesi“ hissettiğimiz o hali çok güzel özetlemiş kendimizde düşündürüp çözümü gösteren güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık
Handan K. dedi ki
16 Şubat 2026Oysa insan tam tersi olduğunu sanıyor. Tükettikçe mutlu, keyifli olduğunu sanıyor. Hayatta hep tükettiğinden de üretmenin keyfine varmıyor. Günümüz insanının örneği gibi .Üretmeden tüketmek. Üretmeye ne gerek var, neyime yarayacak diye düşünmek kolayına geliyor. Bu düşüncenin zararları da peşi sıra hem kendi hayatında hem karşısında ortaya çıkıyor.
Yesim dedi ki
16 Şubat 2026Tüketimle güne başlamakla üretimle güne başlamayı denediginizde aradaki inanılmaz farkı görüyorsunuz. Ama uretim tuketim nedir önce onu iyi kavramak gerek.
Fatma D dedi ki
16 Şubat 2026Güne tüketimle başlayınca günün öyle devam etmesi o kadar doğru ki. İnsan ne var kalkıp hallederim daha zaman var dedikçe o iş uzuyor o gün yetmiyor
Tükettikçe tüketiyor sarmala giriyorNaz A. dedi ki
16 Şubat 2026Zor olsa da başlangıçları üretimle yapabilmek.. Sonrası adım adım geliyor. Giriş kapısında doğru adımı atabilenlerden olma ümidiyle ♥️
B. Erzurum dedi ki
16 Şubat 2026Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Güncel hayatta artık sık sık duyduğumuz bir durumu kaleme almışsınız.
Güne Üretimle başlamak insanı gerçekten motive ediyor. Tüketim ise hep bir sonraki tüketim isteğini meydana getiriyor. Tüketen insan üretme konusunda ciddi zorluk yaşıyor.Hatice dedi ki
16 Şubat 2026İnsan akşam yattığında kafasını yastığa koyar koymaz o günü üretimle başlayıp üretimle bitirdiğinde rahat bir uyku çeker. Önemli olan başlayabilmek. O ilk adını atabilmek. Üretimle başladığımız herşeyde hayır var bedel var.
Zeynep A. dedi ki
16 Şubat 2026Dengeyi bozduğumuzda domino etkisi gibi aslında hayatımızda bir çok şey bozulmaya başlıyor. Bizimde hayatımızda hep hatırlatmamız gereken noktalara değinen bir yazı olmuş :) Emeğinize sağlık...
Nuran Öz dedi ki
16 Şubat 2026HAyatımızda üretim ve tüketim dengesini sağlamak ne kadar önemli. Boşluk yok ki. Tükettikçe üretim yapmak zorlaşıyor. Oysa ki üretim insanı canlı ve diri yapıyor.
Gülcan K. dedi ki
16 Şubat 2026Neler neleri etkiliyor dedirtti okuyunca...Kimin aklına gelir Oysa üretmemenin hayatımızı, mutluluğumuzu, ilişkilerimizi ve kendimizle ilişkimizi nasıl etkilediği...
Hareket insana şifa :)Yasemin dedi ki
16 Şubat 2026Nasıl başlarsan öyle devam ediyor…
Ne güzel kaleme almışsınız, günümüzdeki en önemli problemlerden… İnsanın tükettikçe tüketmesi sadece bir tüketim problemi olmuyor… Yaşanan diğer olumsuzluklarının da kaynağı oluyor aslında… Sağlımda tükeniyor, imkanlarımda tükeniyor, çevremde tükeniyor…Atilla G. dedi ki
17 Şubat 2026İnsanların ortak yanılgılarından biri de mutluluğu tüketmekte aramaları. Aslında mutlu olmadığı halde aynı hatayı yapmaya devam ediyorlar. İnsanın aklına zıttını yapmak nedense gelmıyor.
Hiçde insan düşünmüyor, kahvenin en lezzetli haline yorgunluk kahvesi dendiğini 🙂Melike dedi ki
20 Şubat 2026Üretmek için koşturanlae da yorulur ama onların ki mutlu yorgunluk olur.
Sevgi G. dedi ki
20 Şubat 2026Zihninde yapması gereken onlarca liste olur ama bir türlü başlayamaz.
Günümüzde pekçok insanın yaşadığı, dert yandığı bir problemi kaleme almışsınız. Elinize sağlık 💐Merve Çelik dedi ki
21 Şubat 2026Üretimden çıkıp tüketim döngüsüne girmek çok kolay. Ve insan olarak meylimiz bu yönde maalesef. Çünkü çoğumuzun bir amacı ve ona uyumlu hedefleri yok. İlişkide olduğumuz insanlara amaçlarını hatırlatacak bedeller vermek en iyi çözüm gibi görünüyor.
Semanur dedi ki
21 Şubat 2026Bu yazıyı okuyunca aklıma şu cümle geldi “ Hayatı EKG dalgaları gibi görebiliriz ,dalga varsa hayat vardır .Düz çizgi ise hayatın bitişini gösterir.”bu da bir nevi hareket ve duraganlık ilişkisini gösterir hareketsizlik bir nevi ölüm gibi …
Sena Korkmaz dedi ki
21 Şubat 2026Üretimin ne kadar etkili ve faydalı olduğunu bir kez daha anladık. Tüketim bir bataklık gibidir ve insanı içine çeker durur. Bizi o bataklıktan kurtaran ise üretim olacaktır ama önemli olan bunun farkına erkenden varıp batmadan üretime geçmektir.
şafak B. dedi ki
22 Şubat 2026eskiler ne güzel demişler; yattıkça yatasın, çaçıştıkça çalışasın gelir. öyle değil midir? başlarsın bulaşıklarla, dur ocağı da sileyim, tezgah, dolap derken bir bakarsın ki mutfağı şöyle bir tozunu alıvermişsin....
güzel ve yönlendirici bir yazı olmuş teşekkürler bu kıymetli hatırlatma için...Zeynep d dedi ki
22 Şubat 2026Çok kötü hissediyorum bi alışverişe çıkıp kendime geleyim yerine şu işi yapayım demek gerçekten işe yarayan bir strateji olur..
Fatma dedi ki
22 Şubat 2026Üretmek, insana umut verir;
yaşama hevesi, farkındalık ve değer duygusu kazandırır.NB dedi ki
23 Şubat 2026O zaman üretmenin formülünü öğrenmiş oluyoruz. Tüketimlerimizi azaltmak. Tüketim azaldı mı o zaman üretim artar. Ve üretimin her seferinde miktarını arttırmak isteri... Tam zıttıda var tabi. Tüketimimizi arttırdığımızda da üretimimiz azalır. Tüketimimizin miktarını arttırırız...
Zeliha Erdm dedi ki
27 Şubat 2026İnsanın hayatının kalitesi ne kadar da önemli herkes mutlu olmak istiyor. Ama bu makale de buna engel olan nir şey daha öğrenmiş olduk. 🙂 kaleminize sağlık…
Barış dedi ki
28 Şubat 2026İnsan dengeyi kaybedince ne yaparsa yapsın hiç dengeye gelemeyecek sanıyor. O zaman da harekete geçme isteği kalmıyor.
Gülhanım K. dedi ki
2 Mart 2026Bir üretim nasılda değiştiriyormuş meğer dengeleri...
Aralarını düzeltmeye calışmak gelir belkide ilk akla...Ama problem o değil ki! Problem akla gelmiycek kadar gözün önünde...
Uğur dedi ki
28 Şubat 2026İlişkilerdeki dengenin üretim tüketim dengesinden geçmesi düşünmeye değer...
berker dedi ki
2 Mart 2026Günümüzde insanların çoğu bu sebeplerden mutsuz. kısır döngü bir tüketim alışkanlığı insanların kendilerini tüketmelerine yol açıyor...
Neziha Sevim dedi ki
2 Mart 2026Bu kadar zor şartlarda kazanılan paraları çarçur ediyor şimdikiler. Bu kadar harcayacak paraları olup da nasıl mutsuz olurlar derdim sebebi buymuş demek. Kendi emeklerine yazık ediyorlar...
Jale dedi ki
5 Mart 2026Bir yerde uzun süre üretim durunca, başka alanlarda tüketim artıyor. İlişkiler neden bozuluyora güzel bir örnek olmuş
sümeyye y. dedi ki
5 Mart 2026"insan neden sürekli tüketmek ister ki?" sorusunun yanıtı gibi bir yazı olmuş, çok açıklayıcı ve aynı zamanda ilham verici. insan ne yaparsa kendine yapıyor olumlu ya da olumsuz yönde. hayat kalitemiz yam anlamıyla sabah gözümüzü açtığımızdaki ilk hareketimizde gizli. her gün yeni imkan ya da her gün yeniden tükenmek gibi...
Ahmet Can Yurdal dedi ki
5 Mart 2026Günümüz dünyasının en yoğun ve en çok hissedilen/yaşanan hastalık türü olan depresyon ve türevleri maalesef bu şekilde başlıyor aslında. Yazarın yazısını noktalarken belirttiği “tükenme” hissi bu ciddi rahatsızlıkların başlıca hissiyatlarından zaten. Tüketilecek çok şey var gibi dursa da çevremizde ve dünyada, bizim tükenme hızımızla doğru orantılı değil maalesef. Bu yüzden de insanın kendi varlığını ve anlamını sorgulaması üretemediği ve tükettiği ölçüde artıyor. Buna tabi ki bir de günümüz dünyasının dayatmaya çalıştığı maneviyatsızlık eklenince bu gibi durumlar insanlık üzerinde derin yaralar açıyor.
Ahteran dedi ki
5 Mart 2026Bu hikaye aslında "eylemsizliğin yorgunluğu" üzerine çarpıcı bir tespit.
Özetle: Üretmediğin her gün, kendi potansiyelinden biraz daha eksiliyorsun.
Hidayet dedi ki
7 Mart 2026Oysa telefonda bir reels e bakayım derken bile ona benzer reelsler, videolar, şu sayfa, bu sayfa derken zamanımızı boş yere tüketiyoruz. İnsan olarak ürütüm yapmadığımız her an tüketim yapıyoruz malesef. Güne küçük bir üretim vanasını açarak başlayabilirsek ürettikçe üretim vanaları açılacaktır.
Özgür dedi ki
8 Mart 2026Tam tüketim yapayım derken
Küçükse olsa bir üretime geçince her şey tamamlanmaya başlıyorSeda Nur dedi ki
9 Mart 2026Problemin asıl kaynağı… Güne üretimle başlamak hiç hafife alınmayacak tüm gününü etkileyen bir şey. Ne kadar önemli aslında. Yaptıkça yapma isteğinin kaynağı…
Seçilen Öztürk dedi ki
10 Mart 2026Tüketim yaptıkça insan daha acayip tüketimler yapmak istiyor. Onun sonu hiç de iyi bir yere varmıyor. Üretmek ortaya bir şeyler çıkarmak çok zevkli. Üretimden zevk alabilmek için daha çok üretelim inşallah.
sinem ceylan dedi ki
10 Mart 2026İnsan ne kadar da çok iş hallettim dediği günlerin başlangıcına bakınca yataktan kalkar kalkmaz bir üretim yaptığını görür. Ya yatağını toplamıştır ya çay suyu koyup salonu toplamıştır. Bugün hiç bişey yapamadık dediğimiz günün sabahı da tüketimle başladığımızı görebiliriz.
Pınar D. dedi ki
10 Mart 2026Oysa insanlar artık ortaya koydukları ile değil, tükettikleri ile varolmaya çalışıyorlar. Aslında kendilerini tükettiklerinin farkında değiller.
selçuk canbilek dedi ki
10 Mart 2026Mutsuzluğun sebebinin tüketim olduğunu anlayabilmek... Oysa mutlu olabilmek için hep tüketiyoruz.
Muhammet K. dedi ki
10 Mart 2026Her kazanın bir dibi var.. yenisini doldurmadan o kazan beni ne kadar doyurabilir
GÜLAY dedi ki
11 Mart 2026Aslında mutluluğun formülü gibi üretimde olmak. Hayatın içinde aktif olmak, fayda vermek insana iyi geliyor.
Lütfi dedi ki
18 Mart 2026Ne zaman tembelleştik bu kadar, hiç üretmeyelim hep tüketelim istiyoruz. Üretmekse en büyük bir mutluluk, bir hatırlasak...
H GencerK. dedi ki
23 Mart 2026Tüketime geçmekte de zorlanır o gün. İnsan güne tüketimle başlandığında gün sonuna kadar tüketim isteği olur. Zihninde yapması gereken onlarca liste olur ama bir türlü başlayamaz. Tükettikçe tüketesi gelir ve üretime geçmekte zorlanır.🌼
İnsanı dününden daha iyi yapan şey, üretimleridir. Üretim, insanın ayakta sağlam kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Üretimde olan insan canlı, dinamik, tebessümlü ve mutlu olur. Hayattan ve yaptığı her işten keyif alır. Etrafındaki insanlara keyif ve motivasyon verir.
Nasıl da hayatına güne başlamanın ilk anahtarı gibi cümleler olmuş. Tüketirsen bedeninde,duygularında tükenir. Üretirsen bedenin,ruhun,hayatın üretir ve canlanır. Kendini doğurmak ve öldürmek arasında seçim senin gibi :))) bir daha bir daha düşünmek gereken konular.
Çok Kıymetli bilgiler, kaleminize sağlık...🪻Selda Ö. dedi ki
9 Nisan 2026Oldukça anlamlı ve güncel bir konuya değinen başarılı bir yazı olmuş. Verilmek istenen mesaj açık ve etkileyici. Kaleminize sağlık.
Ayten Dönmez dedi ki
11 Nisan 2026Ne güzel anlatmışsınız, evet tıpkı bir vana gibi, insan üretime geçince, ürettikçe üretesi geliyor. Tüketime geçince de, tükettikçe tüketesi geliyor. İnsan nereye yönünü döndüyse, o yönde ilerliyor.
