
Soyulan Elmalar
Cama hafifçe vuran "tık tık" sesiyle uyanmıştı. Göz kapaklarında uykunun ağırlığını hala taşıyordu. O ince, ritmik ses merakını uyandırmıştı. Yatağından kalkıp pencereye doğru yavaşça uzandı ve bordo rengi perdelerin soğuk kumaşını parmak uçlarıyla yavaşça araladı. Perdeler açılır açılmaz odaya soluk, buz mavisi ışık doldu.
Kar, ince ince sessizce yağıyordu ve her yer sanki örülmüş beyaz bir dantel gibiydi. Sokak lambasının ışığı, kar tanelerinin arasından süzülüyordu ve onları kısa bir anlığına parlatıyordu. Gökyüzünden süzülen her kar düşerken kendi ışık dansını yapıyordu. Nalan bu manzaraya bakarken, sanki zaman bir anlığına durdu. Karın sessizce yağması, sokak lambasının ışığı ve karın yumuşak dokusu...Bu yağış uyanmakta zorlanan Nalanı hareketlendirdi.
Nalan yan odada uyuyan kızını uyandırıp, "Hadi kızım okul vakti artık kalkmalısın, hazırlanman gerekli." Güzel dileklerle ilk önce eşini uğurladı. Ardından da kızını öperek gönderdi okula. Sonra da mutfağa geçip kendine kahve hazırladı. Kokusu odayı sarmış kahvesinden ilk yudumunu aldı ve uzun zamandır ertelediği bir fikir geldi aklına. Bir an önce yürüyüşe başlamak.
Kahvesinden son yudumlarını aldı ve birden oturduğu yerden kalkıp dışarı çıkmak için hazırlandı. Eğilirken eklemlerinden çatır çutur gelen sesleri duydu. Gelen seslere aldırış etmeden botlarını giyip sokağa adım attı. Kar sessizce yağmaya devam ediyordu. Nalan da karla birlikte yürümeye çalışıyordu. Bir taraftan da düşünüyordu. Uzun süredir kafasında yapmak istediği şeyler dönüp duruyordu. Tıpkı yere düşen kar tanelerinin dönmesi gibi. Her aklına geldiğinde canı biraz daha sıkılıyordu.
Geçmişini düşündü. Ne değişmişti ki? Geçmişteki Nalan'la, bugünkü Nalan arasındaki fark neydi? Anneannesinin sesi kulağında yankılandı.
"Soyulan elmayı hemen yemezsen kararır."
Eskiden bir karar verdiğinde hemen harekete geçerdi. Geçen yıl bir butik açmaya karar vermişti ve yapılacak olanları da detaylıca düşünmüştü. Ne de olsa babasının mağazasında çalışmıştı. Bu işin yabancısı değildi. Bütçesini ayrıntılı şekilde hesaplamıştı, alışveriş listesini gün gün hazırlamıştı. Dükkânın konumu ve açılış zamanı da netti. Takvimde gelecek senenin mayıs ayını işaretlemişti.
Zaman yaklaştıkça Nalan'ın zihnindeki ısrarcı sesler yükselmeye başlamıştı. "Çok butik var. Başarılı olamazsın, bu iş sana göre değil." Sonunda butik açma fikrini sessizce erteledi.
Erteleme Hastalığı
Kararlarıyla eylemlerinin arasına süre koydukça "erteleme hastalığına" yakalanmıştı sanki. Sonra hayatındaki başka şeyler de ertelenir olmuştu. Akşam yemeğinden sonra bulaşıkları yıkamayı, annesine yardıma gitmeyi erteliyordu. Kitaplığı yarım kalan kitaplarla doluydu. Evin süpürme işleri hafta sonuna kalır olmuştu. Aylardır karar verdiği ama vazgeçtiği yürüyüşe bile bugün çıkabilmişti.
Bugün yaptığı yürüyüş Nalan'a iyi gelmişti. Yürürken hayatına dışarıdan bir gözle bakabilmişti. Ertelediklerini de bu şekilde gözden geçirebilmişti. Son zamanlarda hissettiği ağrılarının da sebebini biliyordu artık.
Karar anında o işe ait tüm motivasyonu zirveye çıkıyordu. Araya koyduğu süre, enerjisini kaçak lamba gibi tüketiyordu. Nalan'ın da kendince ertelemelerinin sebepleri vardı, herkes gibi. Ama o bu mazeretleri sürdürmek istemiyordu artık.
İnsanın elde ettiği sonuçlar zamanla değişir. Yeter ki, bulunduğu durumun farkında olsun. Yürüyüş sonunda telefonunu çıkartıp not aldı.
Kararlar, sıcak bir demir gibidir; hemen dövülmelidir. Soğumaya bırakırsanız, sadece paslanır ve sertleşir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (24)
Işık Kıraç dedi ki
18 Eylül 2026Ne çok konuda yaşıyoruz bu durumu. Bir karar alıyoruz, ileride bir tarih veriyoruz, sonra bir sürü vesvese... Oysa yapabileceğimiz ilk şey ile başlayabilsek devamı gelecek.. Çok Teşekkürler...
Eylem dedi ki
18 Eylül 2026Aman dur şu bulaşığı yıkayayım deyip ertelediğimizde bile zor oluyor insanın onu ilk zamansa yapacağı isteği gidiyor kararlarımızda olduğu gibi
ZÇ dedi ki
18 Eylül 2026Karar vermeden önce detaylıca düşünüp, karar verdikten sonra hemen harekete geçmemiz gerekiyor. Harekete geçmediğimiz taktirde “Erteleme Hastalığı” ile karşılaşıyoruz. Çok küçük bir şeyde “Bir şey olmaz, az sonra yaparım” düşüncesiyle başladığımız bu süreç, sonralarında bizi hiç harekete geçirmeyen noktaya getirebiliyor. O yüzden bu duruma yakalanmamak için; fark ettiğimiz ya da yapmamız gereken şeyleri hemen harekete geçirmemiz lazım. Bu harekette, sonraki süreçleri olumlu etkilesin…
Hafize Balık dedi ki
18 Eylül 20265 dakika sonra yaparım demenin 5 dakikadan çok daha fazlasına mal olması....
Zeynep A. dedi ki
18 Eylül 2026Nalan düşünürken bizi de düşündürdü :) Erteleyip dağ gibi olan bir çok şeyleri hatırlattı. Hemen hareketi geçmek ne kıymetli ...
Yeşim G. dedi ki
18 Eylül 2026Belki de karar almadan önce neden bunu istiyorum şuan istemek doğru bir zaman mı? Bir çok isteğin arasından bunu da yapmaya çalışmak ne kadar sağlıklı düşünmeye ihtiyacımız vardır.
zeynep d dedi ki
19 Eylül 2026Ertelemekten biriken ve dağ olan işler altında ezilen ben:( çok benzedim şu an Nalan'a
Zehra dedi ki
20 Eylül 2026Ne kadar da kendimi gördüm. Erteledikce büyüyor ve cabim hiç başlamak da istemiyor.
Sonra yaa ben hiç bir şeye yetişemiyorum diye geriliyorum.
Karar verince hemen bir yerden baslamam lazım.NB dedi ki
24 Eylül 2026Bir şey yapmaya niyet ettiğimizde eğer onu kalkıp hemen yapabilecek bir durum oluşturamıyorsak şuan öyle bir niyet koymamamız gerekiyor.
Niyet edip hemen yapmadığım da her geçen zaman daha yapmakta zorlanır hale geliyoruz.Bu süreç diğer verdiğimiz kararlarımızı da etkiliyor. Diğer verdiğimiz kararıda ertelet oluyoruz. Bir süre sonra bir şeyi yapmakla ilgili aklımdan geçirir geçirmez erteler hale geliyoruz. Sonrasında artık insan hiçbir şeyi yapmak istemez hale geliyor. Şu dönemin daha çok gençlerin en büyük sorunu.
"Birazdan yapıcam anne..."Naz A. dedi ki
24 Eylül 2026İnsan kararını hemen uygulamaya koymadığında, o karar sürümcemede kalıyor ne yazıkki :(
Fatma B. dedi ki
24 Eylül 2026Düşününce bir günün içinde bile yapmamız gereken pek çok şeyi ertelemişiz, insan farkına varmıyor bazen
Zeliha E. dedi ki
24 Eylül 2026Ne kadarda kolayları zor ediniyoruz. Gözümüzde büyüyen şeyler yıllarımızı alıyor.
Nuran Öz dedi ki
24 Eylül 2026İnsan bir kararına mazeret ürettikçe, bir süre sonra o mazerete kendi de inanmaya başlıyor. O hareketi yapmak gittikçe zorlaşıyor. Mazeretler hareketin düşmanı. O yüzden mazeretlerin arkasına sığınmadan kararımızın eylemini hemen yerine getirmeliyiz.
Rabia dedi ki
24 Eylül 2026Önemsemediğimiz sonraya bıraktığımız şeylerin büyüyeceğini hiç düşünmüyoruz. Bu bir süre sonra davranışımız her zaman yaptığımız alışkanlıklara dönüşüyor.
Duygu Demir dedi ki
24 Eylül 2026Belki de en güzel disiplin insanın aldığı kararda disipline olması... Erteleme hastalığından ancak böyle kurtulabiliriz gibi geldi :))
Fatma D dedi ki
24 Eylül 2026Ertelediğiniz herşey zihnimize yük
Tik atılması gereken bir sürü birikmiş listeler
Aslında en kolayından en basitinden başlayabilsek belki ertelediklerimizde, zihnimizde yeşil tiklerle rahatlayacakŞura dedi ki
24 Eylül 2026Bir şeye karar verdiğimizde ortaya çıkan motivasyon enerjisi araya zaman girdiğinde strese dönüşür. Bu yüzden ya karardan sonra harekete geçmeli ya da kararımızı hemen vermemeliyiz. Araya koyduğumuz her süre bizi vazgeçirmeye yönelik çalışır ve zarar verir.
Sevgi G. dedi ki
24 Eylül 2026Kararlar, sıcak bir demir gibidir; hemen dövülmelidir. Soğumaya bırakırsanız, sadece paslanır ve sertleşir.
Çok güzel bir anlatım olmuş, günümüzde ne kadar çok erteliyoruz ve hayatımızda paslanan alanlarımız var :(
İnsana motivasyon veren bir yazı olmuş ellerinize sağlık...
Handan Keskin dedi ki
24 Eylül 2026Bir karar verip erteleyince elma karardığı gibi, insanın zihnindekilerde kararabiliyor. İlk baştaki netlik kayboluyor, heves kaçıyor, dosyalar, bulaşıklar, istekler üst üste yığılıyor. Sonra gelsin karamsarlık, düşünce karışıklığı. Nalan bir yürüyüşte farkına varmış onun sayesinde bizde kendi ertelemelerimizi görmüş olduk. Teşekkürler
Ayşe K dedi ki
24 Eylül 2026Bir şeyi yapmaya karar verince hemen harekete geçmek işi çok kolaylaştırıyor. Ne kadar araya zaman girerse o kadar insanın motivasyonu azalıyor.
Mustafa şeref DEĞİRMENCİ dedi ki
24 Eylül 2026Gene bir gün daha geçti ömürden.diye başladığımız bir cümle kuruyorsak ertelenmiş hayallerimize bir gün daha eklemişiiz demektir.hayat başkaları i için değil kendin için yaşamaktır.hayır diyebildiğim kadar mutlusundur.önce ben diyebildiğim kadar mutlusundur.çünkü sen mutsuzsan ailen ve çevrendekiler bir kasada elma gibi düşünürsek sende çürüme başlarsa diğer elmaları çürütürsün .Sen mutsuzlaşırsan çevrendekileri mutsuz edersin.bugünü yarını yaşamayacağımıxın pişmanlıklarım değil .Hayat ağacıma güzel bir gün geçirdiğimiz mutluluk meyvalarıyla süsleyelim.
Şerife Güngörer dedi ki
29 Eylül 2026Stresimizin en büyük kaynağı gibi “ertelemek”.Ertelediğimiz her iş sadece o ertelediğimizi işi değil sonrasında yapacağımız her hamlemizi etkiliyor.Nihayetinde ömür hep ertelemekle geçiyor.Ömrümüzün sonunda da ertelediklerimiz pişmanlıklarımız oluyor.
Gülcan K dedi ki
3 Ekim 2026Çok güzel bir ve etkileyici bir yazı ve konu da...
Araya koyulan süre yapamamaya neden oluyormuş meğer...
Meğer insana zorluk çıkartan o şey değil, ertelemesiymiş...Ayten dedi ki
12 Ekim 2026Kararın ardından hemen harekete geçmek, hem zamanı daha bereketli yapıyor hem işi kolaylaştırıyor. En güzeli de içimizdeki stres yerini gönül rahatlığına bırakıyor. Çok güzel bir konu ele almışsınız.
