Tükettikçe Tükendim

Gece, gökyüzünü simsiyah karanlığıyla örtmüştü. Ay bir yandan parıldarken, yıldızlar da ışıl ışıl göğü süslüyordu. Hemen hemen çoğu evin ışıkları sönmüştü. Derin bir sessizlik vardı mahallede.

Eray için ise gün yeni başlıyordu. Gizem ile evleneli altı ay olmuştu. Hayatında her şey çok yeniydi. Bulunduğu şehir, çevre, iş ortamı, arkadaşları, evi… Hayatında yeni bir düzeni vardı ama Eray, yeniliklerden pek hoşlanmaz ve zor alışırdı. İş yerine de alışmakta zorlanınca dayanamayıp istifa etmişti. Gizem çalışıyordu fakat evlilik ve ev masrafları derken çok zorlanıyorlardı.

Eray uzun bir süre olmuş çalışmıyordu. Gerekçe olarak da karşısına istediği şartlarda bir iş çıkmamasını gösteriyordu. Bu durum uzayınca evde daha çok vakit geçirmeye başlamıştı. Öğlen saatlerine kadar uyuyor ve uyandığında bir şeyler atıştırıyordu. Kahvaltısını yaptıktan sonra telefonunu alıp saatlerce oyun oynuyordu. Gizem akşam işten geldiğinde beraber yemek yiyorlar ve Eray odaya geçip tekrar telefonda oyun oynuyordu.

Bazen de birlikte saatlerce film seyrediyorlardı. Gizem çalıştığı için erken yatıyordu. Eray ise geceleri geç yatıyor, gündüzleri de uyumak istiyordu. Hayatı sadece televizyon, sosyal medya, yemek ve uyku olmuştu. Bu durum onun gergin ve sinirli olmasına neden olmuştu. Gizem ile daha çok tartışır hale gelmişti. Gizem, “Yürüyüşe gidelim mi?“ dediğinde artık gitmiyordu. Yavaş yavaş evdeki sorumluluklarını da bırakmıştı. Fatura ödemiyor, alışveriş yapmıyor, evle ilgilenmiyordu. Gizem çalışıyor, Eray’a ise çalışmak zor geliyordu. Üretime dair bir şey kalmamıştı hayatında ve bu durum ona iyi gelmiyordu.

Üretim Tüketim Dengesi…

Gizem çok üzülüyor, ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemiyordu artık. Bu durumu sevdiği, güvendiği arkadaşı, Elif’e anlatmaya karar verdi. Ne zaman önemli bir şey olsa arkadaşını arar ve fikrini alırdı. Onun söyleyecekleri, Gizem için önemliydi. O gün Elif’i aradı ve olanları tek tek anlattı. Elif, Gizem’i dikkatlice dinledikten sonra;

– Üretim ve tüketim dengesi o kadar önemli ki hayatımızda. Çok azımız bunu dengeleyebiliyoruz. Tıpkı bir vana gibi düşün insanın hareketini. Sabah hangi vanayı açarsan oradan geliyor su. Ders çalışmak istemeyen bir çocuk düşün. Dersin başına geçene kadar çok zorlanır. Geçtikten sonra çalışma isteği artar ve sonra başka şeyler de çalışmak ister. Ya da yürüyüş yapmakta zorlanan insanlar vardır. Fakat başladıktan sonra daha da uzun yürümek ister. Eskisi gibi zor gelmez çıkıp yürümek. O yürüyüş bittikten sonra da üretimi başka bir alanda devam eder. “Şunu da yapayım, buna da bir el atayım” der. Tüketime geçmekte de zorlanır o gün. İnsan güne tüketimle başlandığında gün sonuna kadar tüketim isteği olur. Zihninde yapması gereken onlarca liste olur ama bir türlü başlayamaz. Tükettikçe tüketesi gelir ve üretime geçmekte zorlanır Gizemciğim…

Gizem, Elif’i dikkatlice dinledikten sonra derin bir iç çekti. Ne demek istediğini çok iyi anlamıştı çünkü. Âdeta yaşadıklarını özet gibi geçmişti Elif. Arkadaşına teşekkür ederek telefonu kapattı.

Gizem’in zihni biraz aydınlanmaya başlamıştı. Sonra aklına okuduğu bir kitap geldi.

İnsanı dününden daha iyi yapan şey, üretimleridir. Üretim, insanın ayakta sağlam kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Üretimde olan insan canlı, dinamik, tebessümlü ve mutlu olur. Hayattan ve yaptığı her işten keyif alır. Etrafındaki insanlara keyif ve motivasyon verir.

İnsanın farkında olmadığı şey ise şudur: Tüketim yaptıkça, sadece tüketmekle kalmayıp yavaş yavaş kendisi de tükenir. Duyguları, ruhu, zihni, düşünceleri ve bedeni…

Veeee dününe göre kendini daha mutsuz ve başarısız hisseder.

31 Responses

  1. Üretimlerini artırmak için insanın tuketimlerini öncelikle kismasi gerekiyor. Biz ise dolu bardağı dahada doldurmaya calisiyoruz . Önce biraz bardağı boşaltmak lazım.

    Loading spinner
  2. İnsan tükettikçe tüketiminin biteceğini düşünüyor. Halbu ki tükettikçe tüketmek istiyor , artırıyor. Bitmiyor tüketim…

    Loading spinner
  3. İnsan sadece tüketimden keyif aldığını zanneder, halbuki üretimde keyiflidir. Başında biraz zorluk olduğu için üretim ve tüketim arasında kıyas yapınca tüketimi seçer. Çocuklardada bunu görüyoruz ders çalışmak istemeyen bir çocuk, derse alışmaya başlayınca başında kalmak istemiyor.

    Loading spinner
  4. insan tükettikçe agresif ve aceleci oluyor. hareketi de bu sefer üretim omuyor sonra tükettikçe tüketiyor…

    Loading spinner
  5. Hiç bir reklam üretimi teşvik etmiyor. İnsanlara sürekli tüketime teşvik edip, harika ilişkileri olacakmış gibi sahnelerle de görselleştiriyorlar. Oysa tam zıddında, tüketim ilişkileri tüketiyor, dediğiniz gibi..

    Loading spinner
  6. Üreten insan bedensel ve zihinsel olarak dinç kalıyor, tüketen insan ise tam tersi, tüketim üretimi geçerse insan kaybetmeye başlıyor. Parayı kazanmadan harcamak gibi, elde olan tükeniyor. Ama katlanarak kaybetmek gibi.

    Loading spinner
  7. Üretmenin verdiği hazzı başka bir şey veremiyor hayatta. Bir şeyler yapayım derken hem kendini hem de çevresindekileri mutlu ve motive edebiliyor. Yaptıkça zor gelmiyor. Hatta başta çok zorlandığı şeyleri ısrarla sürekli yapmaya başladığında sevmeye de başlıyor ve gerçekten artık yapmak çok kolay oluyor, yapmadan duramıyor. İşte tam da o zaman yeni bir üretimi hayatına dahil etmek çok iyi geliyor. Tüketmek, bir işe yaramamak, bir ihtiyaç gidermemek insanı bir sarmalın içine alıyor. Tembelleşiyor, rahatım böyle derken gittikçe mutsuzlaşıyor ve çevresini de olumsuz etkileyebiliyor.

    Loading spinner
  8. İnsan sosyal medya,televizyon, telefon ‘ a baktıkça bakıyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor çok uzun süre takıldıkça agrasif sinirli bir insan haline dönüyor hikaye de yazdığı gibi tükettikçe tüketiyor bir türlü üretime geçemiyor

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner