Feda’nın Lideri

Gece, şehrin üzerine ağır bir örtü gibi serilmişti. Sokak lambalarının solgun ışıkları boş caddelere düşüyordu. Günün telaşından geriye yalnızca derin bir sessizlik kalıyordu.  Evin içindeyse herkes uykuya çoktan teslim olmuştu. Duvar saatinin tik-takları dışında duyulan tek bir ses vardı. Dış kapıda dönen anahtarın çıkardığı o hafif sesti.

Kapı yavaşça açıldı, ayakkabılarını sessizce çıkardı. Anahtarını her zamanki yerine astı ve kimseyi uyandırmamaya özen göstererek odasına doğru yürüdü. Saat aşağı yukarı gece bire yaklaşıyordu. Son dokuz aydır neredeyse her gece böyleydi. Oysa birkaç saat sonra yeniden kalkacaktı ve sabahın ilk ışıklarıyla yolunu tutacaktı.

Altmış yaşına gelmişti, insan bu yaşlarda biraz yavaşlar sanılırdı. Ama o hala yıllardır taşıdığı sorumlulukları aynı kararlılıkla sürdürüyordu. Gülru, odasında, yatağında uzanırken babasının eve gelişini duymuştu. Onun bu kadar dayanıklı oluşuna bazen inanamazdı. Bazen de hayran kalırdı ona… İçinde iki duygu aynı anda yaşardı: Gurur ve hüzün… Bir yandan güçlü bir babaya sahip olduğu için gururlanırdı. Diğer yandan da bu kadar yorulmasına üzülürdü.

Ama babasını bildim bileli böyleydi. Çalışmak onun hayatının doğal bir parçasıydı. Evine bağlı, çocuklarına düşkün, sorumluluklarını bilen bir adamdı. Her zaman aynı fikirde olmazlardı. Zaman zaman birbirlerini anlamakta da zorlanırlardı. Ama sevgisinden hiç şüphe duymamıştı, çok seviyordu onu. O gece düşünceleri onu yıllar öncesine götürdü. Çocukluğu gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçmeye başladı. Babası, gençliği, mücadelesi, şimdiki hali… Ne kadar farklı görünüyordu şimdi. Saçlarına düşen aklar, yüzündeki çizgiler ve biraz daha yavaşlayan adımları vardı artık… Ama çizgilerin her biri emeğin, vazgeçişin ve sorumluluğun iziydi.

Düşündü, onlar için neler yapmıştı? Kaç işte çalışmış, kaç zorluğa göğüs germişti? Çocukları okusun diye nasıl da çabalamıştı… Babası da okumak istemişti zamanında. Hatta öğretmen okulunu bile kazanmıştı. Hayat işte o zamanın şartları elvermemişti. Çalışıp ailesine destek olması gerekmişti. Sonrasında ise onun için hayatta başka bir yol vardı… Çocuklarının önüne çıkan engelleri kaldırmak ve onlara tüm gücüyle destek olmak…

İşte o an Gülru’nın zihninde tek bir düşünce yankılandı:

Babalar güçlü olur ya da güçlü olmak zorunda kalırlar…


Bunu en çok kendi babasında görmüştü. Her ne kadar duygularını açıkça göstermese de onu tanıyordu. Bazen sessizliğin içinde bir yorgunluk… Bazen bakışında bir kırgınlık… Bazen de küçük bir tebessümünde büyük mutluluk saklı olurdu…

Yıllar geçtikçe “Baba” kelimesi zihninde daha derin anlamlar kazandı…

Baba güvendi…
Baba dosttu…
Baba omuzdu, düştüğünde seni kaldıran eldi. Kırılsa da kırıldığını belli etmeyendi…

Evde eleştirilen, ama gönlü en az sorulan kişiydi…

Bayramlarda hediyeler alınırken çoğu zaman en son düşünülen… Ben idare ederim dediği kaçıncı bayramdı…

Fakat yokluğu en çok hissedilen kişiydi…

Çocukken tam anlaşılamayan, büyüdükçe değeri fark edilen kişiydi…

Çünkü baba olmak zordu, fedakârlık onun diğer adıydı…

Sahiden de ne demekti fedakârlık?

Sevdikleri için kendi hayatından vazgeçmek mi?

Bugünün rahatlığını yarının iyiliği için erteleyebilmek mi?

Belki de babalık tam olarak buydu…

Kim bilir hangi isteklerinden vazgeçmişti?

Hangi yorgunluklarını içine atmış, hangi hayallerini ertelemişti?

Belki biz hepsini bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var:

O vazgeçişler ona bir aile kazandırdı.

O emekler evlat kazandırdı.

O fedalar yarınlara uzanan bir mirasa dönüştü…

Çünkü her kârın önünde bir feda vardı.

Ve babalar fedanın lideriydi…

Önden gideniydi…

12 Responses

  1. Her babanın okuması gereken bir yazı🥰 Eğer böyle bir babaysa kendiyle onur duyması için; değilse model alabilmesi için🤗

    Loading spinner
  2. Babalık iyi örnek olmaktır. Baba güçtür. Gücünü doğru yönde kullanan babalarımızı ellerinden öpüyorum 🙂

    Loading spinner
  3. Baba olmanın ne olduğunu özetlemiş…🥲Iyi ki varlar…
    Fedakârlık insana birsey kazandırmalıydı gerçekten…

    Loading spinner
  4. bayramda en son babama kıyafet alınırdı o geldi aklıma.. küçükken küçükten büyüğe sanıyordum bu işi ama şimdi anlıyorum en fedakar en sonda..

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner