Bilgisayarının kapağını gururla kapattı. Ne zamandır üzerinde çalıştığı projeyi nihayet tamamlamıştı. “Bu duyguyu çok seviyorum.” diye geçirdi içinden. Derin bir oh çekerken…Yine planladığı tarihten önce tamamlamıştı projeyi. Önemliydi Sevgi için planlı programlı çalışmak. Plansız çalışmak boşlukta dolaşıyormuş hissi verirdi ona. Çocukluğundan beri hep düzenli ve planlı olmuştu. Zamanı hesaplamayı severdi.
Sevgi okulunu bitirdikten sonra İstanbul’da kalmıştı. Dönmek istememişti ailesinin yanına. Ne de olsa artık mesleği vardı ve kendi ayakları üzerinde durabiliyordu. Staj yaptığı şirket ona iş teklif etmiş, o da seve seve kabul etmişti. Yoğun çalışıyordu ve öyle de olmalıydı. “Yolun henüz başındayım ne de olsa.” derdi. İşyerinden izin talebi olmazdı. Ne gerek vardı ki? Bayram, yılbaşı, resmî tatilleri değerlendirmeyi daha çok severdi. Normal zamanda izin kullandığında, işyerinden vakit çalmış gibi hissediyordu.
Bayram tatili mi?
Ramazan ayı başlamış, yarıyı geçmişti bile. Önünde bayram vardı ve dört günlük tatil ona göz kırpıyordu. Nasıl olsa projesini de zamanından önce tamamlamıştı. Patronu Ramazan ayına çok önem verir, son haftayı sakin geçirmek isterdi. Bir iki günlük yol iznini rahat verirdi. Sevgi hemen bilgisayarında araştırmaya başlamıştı. Ne zamandır yurt dışına gitmek istiyordu.
Tek başına keyif alamayacağını ama herkesle de yolculuğa çıkamayacağını biliyordu. Hemen tek arkadaşı olan Aslı’yı aramıştı. Çocukluğundan beri çok iyi anlaşırlardı. Kendine benzeyen çok yönü vardı Aslı’nın da. Sevgi hızlıca, uçak biletleri ve otel fiyatlarını araştırmış, maliyeti çıkarmıştı bile.
– Çok güzel olacak bu tatil bize. Hem dinlenir hem de ne zamandır istediğimiz müzeleri gezeriz. Ne dersin Aslı?
– İş çıkışı görüşelim mi? Hem beraber iftar yaparız ne dersin?
Masada heyecanla iftarı bekliyorlar bir taraftan da sohbet ediyorlardı. Sevgi emindi Aslı’nın onu yalnız bırakmayacağına. Aslı derin bir nefes aldıktan sonra söze başladı.
– Sevgiciğim seni ne kadar sevdiğimi bilirsin. Aynı kasabada doğduk büyüdük. Liseyi beraber okuduk, İstanbul’a beraber geldik. Ailelerimiz de bizim vasıtamızla tanıştılar ve birbirlerini çok sevdiler. Ben bayram tatilinde, beraber memlekete, ailelerimizin yanına gideriz diye düşünmüştüm. Ne zamandır gitmedik ve biz onları, onlar da bizi çok özledi.
– Aslıcığım yapma…Başka zaman da gideriz görmeye. Ailelerimiz kaçmıyor ya memleketten! Hazır tatili yakalamışken, bu fırsatı değerlendirelim.
Bayramlar mı değişti? Yoksa biz mi?
– Sevgi çocukluğumuzu, o zamanlar yaşadığımız bayram sevincimizi hatırlıyor musun? Bayramlıklarımızı alırdık, her gün bakardık heyecanla. O kırmızı ayakkabıları illaki başucumuzda tutardık. Annelerimiz bayramdan önce tatlı ve börekleri hazırlarlardı. Temizlik yapılırdı bayram için. İftarlarımızı yapar, teravih namazına giderdik arkadaşlarımızla. Gelirken mutlaka gazoz içer, çekirdek çitlerdik. Peki ya bayram günü yaşadığımız heyecan? Arefe gecesi heyecandan uyuyamazdık. Sabah erkenden kalkar, ailemizle bayramlaşırdık. Sonra koşarak şeker toplamaya giderdik. Hiç bitmesini istemediğimiz, neşe dolu günlerdi hatırlıyor musun?
Sevgi’nin gözleri dolmuştu. “Nereden aklıma getirdin şimdi o günleri? O zaman çocuktuk. Tüm akrabalar bir araya gelirdi. Beraber yemekler yenirdi. Ama artık zaman değişti. Hiçbir şey eskisi gibi değil ki!”
– Gerçek zaman içinde değişir mi sence? Ağaçlar değişti mi? Hava, bulutlar, yıldızlar, gökyüzü değişir mi? Altın, gümüş, bakır zaman içinde değişiyor mu? Değerini yitiriyor mu? Bayram neden zaman içinde değerini yitirsin ki?
Gerçek tüm zamanlarda aynıdır. Değişiklik göstermez.
Bayram kutsaldır, zorluktan sonra gelen sevinçtir.
Bayram aileyle, sevdiklerinle bir arada kutlanmaya değerdir.
Bayram tatil değildir. Kıymetini bir arada olmaktan alır.
– Tamam Aslıcığım anladım. Ne zaman gidiyoruz bayramımızı kutlamaya?
47 Responses
Tatile gitmek yerine aileyle beraber bayramın hakkını verebilmek önemli gerçekten. İnsanın sevdikleriyle bir araya gelmesi samimiyeti artırıyor dolayısıyla ilişkileri daha da güçlendiriyor.
Gerçek tüm zamanlarda aynı, değişmiyor. Mühim olan biz onları gerçek olarak kodlayabiliyor muyuz? Gerçeğe gerçek değerini veriyor muyuz 🙂
Çok güzel ve anlamlı bir hikâye olmuş. Bayramın özünü, aile olmayı ve birlikte geçirilen zamanın değerini çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Okurken hem duygulandım hem de eski bayramları hatırladım. Emeğinize sağlık.
Eski bayramları özlüyoruz sevdiklerimiz le bir arada dolu dolu geçerdi ne güzel zamanlarmis oysaki animsattirdiniz teşekkürler.
Bayram gibi bayramı yaşamak… Çok güzel
Her şeyin gerçeği insanı nasılda mutlu edip lezzet veriyor. Ahh o eski bayramlar. Yeniden gerçeğimize dönmeliyiz. Çok güzel bir hatırlatma oldu kaleminize sağlık 🌺
Bayramı bayram yapan sevdiklerimiz ve çocuklar ☺️ ☺️
Sonra yetişkin olduğunu unutup çocuklar gibi şekerlemeyi biraz abartmak daha önce hiç bu kadar şeker yememiş gibi seker yemek ahh bayramda çocuk olmak çok güzel her kesin bayramı mübarek olsun ALLAH Teala her daim mutlu bayramlara çıkarsın 🤲🏻🥹