Patron Bebekler

Kırlaşmış saçları, yüzündeki mimikleri ile uyumlu görünüyordu. Masanın kenarına dirseklerini dayamış, gözlüğünü burnunun ucuna yerleştirmişti. Gazeteyi eline ilk aldığında manşetlere göz gezdirmeyi severdi. Ocaktaki çaydanlıktan çıkan sesler sabahın dinlendiren sessizliğini şenlendirmişti. Ayhan bey, bir yandan gazetesini okurken, bir yandan da çayın diğer yandan kahvaltılıkların kokusunu içine çekti. “80’lerin ve 90’ların çocukları olmak.” Ayhan bey bu tarz başlıkları sosyal medyada gördüğünde durup düşünürdü. Yorumlarda kendi kuşağını “ezik” ilan eden başlıkta takılı kalırdı. Bunları okudukça suratı asılır, içi burkulurdu. Asıl canını sıkan, evinin içindeki manzaraydı. Eşi Sultan Hanım canla başla çalışır ve evin diğer işlerinin yükünü de omuzlardı. Fedakarlıklarına rağmen oğullarından işitmediği laf da kalmazdı. Yine bir sabah çocukların annelerine bağırışlarıyla uyanmıştı Ayhan Bey.

– Off anne yaaa yine lacivert formamı yıkamamışsın!

– Yavrum kırmızı olan temiz, ütülü, askıda duruyor.

– Kör değilim herhalde görüyorum, ben laciverti seviyorum. Kör olan sensin, kirlileri görmüyorsun!

Ayhan bey, “Annenle doğru konuş oğlum!” diye sesini yükseltmese kavga uzar giderdi. “Ben yokken kim bilir neler söylüyorlar annelerine?” Nerede hata yaptıklarını düşünüp, üzülüyordu. Kendi çocukluğunu ve büyüklerine olan davranışlarını düşündükçe daha da mahcup oluyordu. Sadece annelerine değil, kendisine de aynı sertlikle çıkışıyorlardı. Geçen gün büyük oğlu ağız dolusu bağırmıştı. “Bana ne sen kardeşlerin ile tek göz odada büyüdüysen! Ben senin bu gıcık çocuğunla aynı odada kalmam!” 

Söylenilenlerden anlamıyorlar, aksine hiç geri adımda atmıyorlardı. Küçük oğlu ise sürekli tablet, akıllı telefon istiyordu. “Yaşın küçük oğlum bak biz sizin yaşlarınızda…” derdi ve sözünü daha bitirmeden lafı kesilirdi. “Senin çocukluğunda bilgisayarın olmamasının sorumlusu ben değilim! O sizin zamanınızda kaldı baba!”

Bu rahatlık nereden geliyordu, nerede hata yapmışlardı? Çevresindekilerden de buna benzer öyküler duyuyorlardı. Nasıl bu kadar da saygısız olabiliyorlardı büyüklerine? Şu anda olmayan ama bizim zamanımızda olan ne vardı?

Şöyle bir soluklandı ve çocukluğunu düşündü. Evin en büyüğüydü, bütün sorumluluk onun üzerindeydi. Bir yandan kardeşlerine bakmak, bir yandan derslerini çalışmak zorundaydı. Dershaneye gitmek istemişti, babası izin vermemişti. Ders çalışma sorumluluğu ona verilmişti. Dersi nasıl, nerede çalışacağı konusunda söz hakkı yoktu.

Ailesi ve evle ilgili birçok sorumluluğunun olduğu aklına geldi. Evde önce babası sonra da annesi söz sahibiydi. Çocuklara bir şey sorulmaz, sadece ne yapmaları gerektiği söylenirdi. Sorumlulukları vardı fakat herhangi bir yetkiye sahip değillerdi.

Şimdi fark ediyordu; yetki, karar hakkı demekti. Sorumluluk verilip yetki verilmediğinde bu bir yük oluyordu. Hatta büyük bir zulüm oluyordu. Bütün koşullarına rağmen Ayhan bey, öğretmen olmuştu. Şimdiki çocukların bu zorba hallerini görmek kalbine dokunuyordu. Hüzünle birkaç cümle söylemek geldi içinden “Bizim anamız babamız, size yaptığımız fedakarlığın çeyreğini yapmazlardı. Biz çok azına karşılık sevinçten ellerini öperdik.” dedi ve tabi her zamanki gibi çocuklar dinlememek için çoktan gitmişlerdi.

Bugün Ayhan bey’in yaşadıklarının tersine bir tablo vardı. Çocuklar en iyi okullara, dershanelere, kurslara gönderiliyorlardı. Aynı odada kalmak istemedikleri için ayrı odalar kuruluyordu. Çocukların her konuda söz söyleme, karar verme hakkı vardı. Bu kararların sorumluluğunu almaya geldiklerinde ses seda olmuyordu. Sofrayı toplamak, emeğe saygı duymak, sözün sınırını bilmek yoktu. Gerçekten de kendileri için patron yetiştiriyorlardı. Ayhan Bey içinden sessizce geçirdi.

Belki de mesele, hangi nesilden olduğumuz değildi.

Mesele çocuklarımıza imkanlar vermek de değildi.

Mesele kendi imkanlarını kazanabilecek güçte insan olmalarıydı.

Mesele çocuklarımızı yetiştirmekti. Aile bilincini kazandırmak, sevgiyi, saygıyı ve merhameti öğretmek…

Peki ama nasıl?

80 Responses

  1. Asıl çocuğu yetiştiren şeyin sürekli anlatmak yerine sorumluluk vermek olduğunu da anlatan güzel bir yazı olmuş.

    Loading spinner
  2. Çok güzel, çok gerçekçi ve düşündürücü bir yazı olmuş. Nesiller arası farkı anlatırken asıl odak noktasını çocuk yetiştirme meselesine getirmeniz çok etkileyiciydi. İmkan vermekle değer kazandırmanın aynı şey olmadığını çok güzel anlatmışsınız. Okurken insan hem bugünü hem de kendi ailesini düşünmeden edemiyor. Kaleminize sağlık.

    Loading spinner
  3. Yetki, karar hakkı demekti.
    Mesele kendi imkanlarını kazanabilecek güçte insan olmalarıydı.

    Mesele çocuklarımızı yetiştirmekti. Aile bilincini kazandırmak, sevgiyi, saygıyı ve merhameti öğretmek…

    Peki ama nasıl?
    Arkadaşında var istiyor çocuk tableti almayalım mı değil elbette bu nasıl sorusunun cevabı… Bunu şimdi elinde kendi nankörü olunca fark edebiliyor insan…
    Yetiştirmek ile büyütmek arasındaki farkı fark etmekle başlayabiliriz. Gerçek soru gerçek çözüm getirecektir.💐

    Loading spinner
  4. Günümüzde ne çok yaşanıyor bu problemler. Çözümü nasıldır acaba? Bunun bir strateji olmalı…

    Loading spinner
  5. İnsan maalesef büyüttüğü çocukları yetiştirdim sanabiliyor. ama büyütmekle yetiştirmek aynı değildir… her çocuk büyür ama yetişemez. bunun sebebide günümüz çocuklarının paşaların, kralların, padişahların bile sahip olmadığı imkanlara sahip olması böyle olunca da çocuk kendisini hayatın ana karakteri annesini ve babasını ise ona hizmet etmek için var olan yan karakterler olarak görüyor. bu da otoriteyi mahvediyor.

    Loading spinner
  6. Tamda şuan yaşadığımız sorunlar. Geçmişe bakıpta nasıl üzülüyoruz. Demekki bunun bir çözümü varmış. Peki nasıl ? Yazısının devamı gelsin lütfen…

    Loading spinner
  7. Şu anda başarılı olan insanlara baktığımızda onları yetiştirenlerin başarısını görmekteyiz aslında,. Bugünkü ebeveynlerin başarısı ise yetişirdikleri çocuklara bakınca anlaşılabiliyor. Benzer yapılan hatalar benzer çocuklar dizayn etti. Herkes bu durumdan şikayetçi ama çok az insanlar çözüm için harekete geçiyor. Yanlışlar çok çabuk normalleşti gerçeklerden uzaklaşınca.

    Loading spinner
  8. Aile toplumun çekirdeği, çocuklar ise geleceğimiz.modern yaşamın getirdiği rahatlık ve imkanlar aslında çocuklarımızı marifetsizleştiriyor.Farkındalık için teşekkürler, kaleminize sağlık

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner