Kırılan Hayaller

Perdenin arasından belli belirsiz sızan ışığa takılmıştı gözleri. Yavaşça kalkıp perdeyi hafifçe araladı.  Sabah güneşi bütün enerjisiyle selamlıyordu onu. Gece kaçta yattığını bile hatırlamıyordu. Uykusunun arasında alarmın ısrarcı çığlığını kapattığını anımsadı.

“Bir ara şunun zil sesini değiştirmem lazım.” dedi içinden. Ne işe yarıyordu ki bu alarmlar, sinir etmekten başka?

Akşam dişlerini bile fırçalamadan yatmıştı. Yataktan kalkarken kötü bir his çöktü içine. Gözlerini de hala tam açamıyordu. Çok önemli de değildi, aklında sadece tek konu vardı. “Erkan dün ne yapmıştı acaba?” İki tarafı da yıpratan bir kavga etmişlerdi.

Sonra bir şeyler olur, ilişkisi biterdi…

Dila için ilişkilerinin süresi sanki hep üç aydı. Her seferinde “İşte bu galiba aradığım adam.” derdi. Sonra “Bu da değilmiş!” diye hayal kırıklığına uğrardı.

Ayaklarını sürüyerek yavaş yavaş banyoya girdi. Aynada kendisini görmek ona tuhaf geldi. Bir an durdu, tiksinir gibi yüzüne baktı. “Neden böylesin sen Dila? Neden kimse seni sevmiyor ki?”

Dila’nın biricik aşkı Erkan güne çoktan başlamıştı. Aslında yine başlamak zorunda kalmıştı. Mesai saatleri bu aralar iyice uzar olmuştu. Bir yazılım şirketinde mühendis olarak çalışıyordu. Onun ciddi bir ilişkiye vakti yoktu. Uzun zamandan sonra, Dila bir istisna olmuştu onun için. Ortak bir arkadaşları tanıştırmıştı onları. Erkan, ilk günlerden itibaren fikirlerini açıkça anlatmıştı Dila’ya.

“Evlilikti, yuvaydı o taraklarda bezim yok benim.” esprisini yapardı. Kadınlarla güzel zaman geçirilirdi, fazlası fazlaydı ona göre. Ama Dila’nın gözlerinde başka bir şey vardı. O bakışları daha önceki ilişkilerinde görmüştü. Gelecek planları, evlilik hayalleri kurduğunu, daha fazlasını istediğini anlıyordu.

Aslında ikisi de farklı hayatlarda aynı döngüyü tekrar ediyordu…Kimse tamamen masum değildi, kimse tamamen suçlu da…

Dila “Nasıl olsa değiştiririm fikrini, evliliğe ikna olur” diyordu. Erkan ise “Gezer, tozarız, eğlenmeye bakarız.” deyip sorumluluğu kabullenmiyordu. Böylece o gün buluşmaya ikisi bambaşka beklentilerde gelmişti. Erkan iş artık ciddiye binecek ayrılayım derdindeydi. Dila ise sonunda alacağı evlilik teklifinden emindi.

Beklentilerin farklı olduğu yerde ilişki olabilir miydi?

Dila, en sevdiği elbisesini giymişti. Saçlarını aynada tararken, aynı anda içinden “Eveett” provası yapıyordu. Nasıl bir yüzük almıştı acaba? Çok da önemli değildi ki, zaten beğenecekti. Erkan’ın hiç beklemediği bir anda sürpriz yaparak evlenme teklifi edeceğini düşünüyordu. “Ayyy sürprizlere bayılırım” diye şimdiden heyecandan yerinde duramıyordu.

Erkan için buluşma başlı başına gereksizdi. “Acaba kısa mesajla mı bitirsem?” diye içinden geçiriyordu. “Yüz yüze söylemek daha doğru olur.” diyerek ofisten çıkmıştı.

Buluşma yerini her zamanki gibi Dila ayarlamıştı. Görüşme planlarını hep o yapardı.  Erkan ona ulaşmak için hiç çabalamamıştı. Ulaşmaya da gerek kalmıyordu zaten.  

Dila bu buluşmayı çok önemsediği için, hazırlanması uzun sürmüştü. Buluştuklarında Erkan direkt konuyu açmıştı. “Benim işlerim çok yoğun Dila. Bir ilişki için yeterli zaman ayıramıyorum. Ayrıca ben bu kadar ilgiyi kaldıramıyorum. Ayrılmak istiyorum.”

Dila’nın midesine koca bir taş oturmuştu. Yutkunmakta zorlandığını hissediyordu. ”Na…Nasıl yani?” diyebildi zorlanarak. Bağırıyordu, “Bunu bana nasıl yaparsın? Ben seni bu kadar severken, önemserken…”

Yüksek beklenti hayal kırıklığı doğurur…

Nasıl bir hayal kırıklığıydı bu? Nasıl tarif edilebilirdi ki?

Bu hayal kırıklığını Erkan mı yaşatmıştı? Yoksa Dila’nın kendisi mi yaşamıştı? 

Dila kendini suçlamaya dönmüştü ardından. Erkan’ın kimseyi üzmediğine kendini inandırmıştı. 

Aynı tekrar eden döngü, aynı son…

50 Responses

  1. İlişkilerde birbirini iyi tanımadıkça, aynı hedefe yönelmedikçe, birbirinden farklı beklentiler olmaya başlıyor. Özellikle bir tarafın duyguları daha aktifse, beklentileri istekleri karşı taraftakinden çok farklıysa zanlarıyla kendisini yanlış umutlara kaptırabiliyor. İlişkide karşılıklı olmayan duygular, maalesef hayal kırıklığıyla son buluyor. Bu kez bir suçlu arıyor. Kendi davranışlarıyla ilgili duygularından çıkıp bir sonuç değerlendirmesi yapsa aynı hatalara düşmeyecek halbuki.

    Loading spinner
  2. O zaman hayal kırıklığının sebebi başkaları değil de biz miyiz? Onlara uygun gördüğümüz hatta üstlerine giydirdiğimiz hayallet, beklentiler mi?

    Loading spinner
  3. Elinize sağlık, çok güçlü ve sarsıcı bir metin olmuş. Özellikle ilişkilerde beklenti, gerçeklik ve hayal kırıklığı arasındaki bağı çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Dila ile Erkan’ın aynı ilişkiye bambaşka yerlerden bakmaları çok gerçekçi verilmiş. ‘Yüksek beklenti hayal kırıklığı doğurur’ düşüncesi de metnin bütününe çok iyi işlemiş. Okurken insan sadece karakterleri değil, bazen kendi seçimlerini ve beklentilerini de sorguluyor. Çok başarılı ve düşündürücü bir yazı olmuş.

    Loading spinner
  4. Hayat işaretini verir güvenilicek kişi olmadığının ama insanın istekleri onu görmesine engel olur ve hiç olmadık hayaller kurar. Olmadık beklentilere girer ve mutsuz olur.
    İnsan mutluluğu dışarıda değil kendi içinde arayıp bulmalı.
    Ne güzel bir hatırlatma kaleminize sağlık.🌷

    Loading spinner
  5. Beklemek, karşındaki insandan beklemek insanı sadece köreltiyor. Bunu farketmemizi sağlayan bir yazı… Elinize sağlık… 🌻

    Loading spinner
  6. Mutluluğunu başkalarına bağlamamak..Sen kendi döngünü kırdıkça gelen güzellikler..Bütün hepsi için öğrendiğin stratejiler ve yaşadığın konfor..

    Loading spinner
  7. Beklenen olmak ve beklentiler, insana çok ağır gelebiliyor gerçekten, hele ki sen karşı taraftan çok bir şey beklemezken ve senden çok fazla şey beklenirken. Beklentileri karşılayamama korkusu ve bunun sorumluluğu rahatsız ediyor insanı. Ama diğer taraftan insanlar beklentilerinin karşılandığı kadar sevildiğini hissediyor ve hep sevilmek istiyor, bu da hep bir beklenti içine sokuyor insanları, özellikle kadınları. İlişkilerin kalitesini ve nereye gideceğini ise beklentiler değil insanların birbirini ne kadar tanıdığı belirliyor. İnsan karşısındakini tanıdığı zaman, bir bakış bile beklentileri karşılamaya yetebiliyor bazen. Bu yüzden mutluluk da karşıdakini tanımaktan geçiyor.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner