Ilık, rüzgârlı bir yaz günüydü. Yaz demek, Serap için tatil demekti. Ama bu yaz farklıydı,

Melike, her sabah olduğu gibi yataktan zorla kalktı. Eşine kahvaltısını hazırlamış ve işe uğurlamıştı. Bu

Gece, şehrin üzerine ağır bir örtü gibi serilmişti. Sokak lambalarının solgun ışıkları boş caddelere düşüyordu.

Gözetmen “Sınav süresi doldu.” dediğinde Buket kalakaldı. Sınav kâğıdı önünden alındığında ise ağlamaya başladı. Hem

Günlük hayatın koşuşturması içerisinde doğayı yalnızca manzara olarak görüyoruz. Toprağın altına, denizin derinliklerine, gökyüzüne biraz

Sessizce attı çığlıklarını, Yorgundu hatta çok yorgun, Ama demedi kimseye yorgunluğunu. Çünkü her işin başında